Fethiye’cigim, cok güzel yazmissin yine. Zaten senden heveslenip dereotu-maydanoz yetistirmeye basladim. Simdi agaci nereye dikecegiz?? Balkona da olmaz ki!
(Kirazin var miydi senin? Enistem galiba cekirdekten ekmisti ve 4 yil sürer meyve vermesi demisti.)
Cok guzel, ellerine saglik, buyuk bir hizla okudum yazilari, resimlemen ne guzel olmus gelisme donemini, bitkilerde aynen cocuklar gibi ilgi istiyor her zaman,
meshur soz” Bakarsan bag, bakmazsan dag olur ” boyle derlerdi degil mi buyuklerimiz,
kendi yetistirdigin bir sebzenin, meyvenin tadi da herseyden guzel gelir,
afiyet olsun, seneye bir kac tane daha dik, yerini sevmis demek ki? sende ev yapimi marmelat yaparsin, organik ne guzel olur degil mi?
Cok hos bir yazi olmus Fethiye. Agacinin buyumesine biz de hizli cekim sahit olmus olduk, ne guzel oldu. (Thai kitabim gelmis bu arada :) Henuz tarif deneyemedim ama anlatimi cok hosuma gitti kitabin. Tavsiye icin tekrar tesekkur etmek istedim.)
Mine; sagolasin ve aman deyim balkonda yetistirme agaci! ;)
Zeynep; aynen oyle oluyor! Bir kac tane seftali degil de kayisi ekmeye niyetliyim. Bakalim limonlar ne zaman buyuyecekler!
Yesilerik; sagolasin! Kitabini da guzel gunlerde, afiyetle kullanin.
Oya; simdi derdim seftali agaci bir sene iyi diger sene az mi mevye verirdi diye dusunuyorum ;) Yoksa hayirliymis, dedigin gibi.
Ev cini: ocagima incir dikeceksin ha!
Burada Cok incir yetisiyor ama kimse yemiyor diye cok satilmiyor; pahali oluyor. Ben de haftalik kurulan pazara gittigimde aliyorum. Oyle bir yerinde yasiyorum ki bu memleketin, hersey yetisiyor. Zaten ekonomisinin buyuk bir kismini topraktan kazaniyor Kaliforniya.
oyle guzel anlatmissin ki, insanin hemen en sevdigi meyvelerden birkac cesit dikesi geliyor, cocuklarla tadini cikara cikara, gel gorku dikecek yer yok:((
inanilir gibi degiller degil mi?
asla ve asla ilgi ve alakayi yanitsiz birakmiyorlar..
asik veysel bosuna agit yakmamis, ‘benim sadik yarim kara topraktir’ diye..
bebek gibi onlar.. el bebek, gül bebek büyütülmesi gereken.
Ben de “ÅŸeftali” kelimesi ile ufak bir araÅŸtırma yapmıştım ama “Åžeftalili Günler” de yazmayı unutmuÅŸum yazımda. Bu ufak bilgilerden bir kısmı: Åžeftali ve zerdali, Farsça “Åžeft-âlû” ve “Zerd-âlû” kelimelerinden TürkçeleÅŸtirilmiÅŸ. Farsça’da eriÄŸe “âlû” deniryormuÅŸ; “ÅŸeft-âlû” semiz erik, “zerd-âlû” da sarı erik anlamına geliyormuÅŸ.
Åžeftaliye Çinliler de bizim gibi; “ÅŸeftali” derlermiÅŸ. Çince de ÅŸeftali, üç kelimeden oluÅŸmuÅŸ birleÅŸik bir kelimeymiÅŸ ve “ÅŸef ” kalın,” ta” büyük, ve “li” de erik anlamındaymış; yani kalın-büyük-erik anlamındaymış.
Fethiye, keÅŸke bizim de eÅŸimle bir bahçemiz olsa, biz de bir ÅŸeyler ekebilsek, bahçemiz de köpek arkadaÅŸlarımız olsa ve hayal kuruyorsam daha da büyüğünü kurayım; keÅŸke at arkadaÅŸlarımız da olsa, serbestçe dolaÅŸabilseler falan filan… Ne güzel olurdu. Okurken yazını bu hayalimi düşündüm tekrar.
Mutluluklar ve bollluklar….:))
Fethiye, cok güzel yazmissin bende senin gibi toprak ve yesilligi seven bir insan oldugum icin senin heyecanini büyüme devresindeki beklemelerini hepsini cok iyi anliyabildim. Benim bahcemde seftali yok ama inanki bu yaziyla galiba seneye bana seftali diktirteceksin bahceye. Incir’i tavsiye ederim meyvasindan ziyade o agacin etrafa sactigi mis gibi kokusu yeter. Bu güzel sevincini bizimle paylastigin icin tesekkürler insallah seneye daha bol meyva verir agacin, bol bol yersiniz.
Yelda’cIGIm; keske imkan olsa da cocuklar hep bahceyle, toprakla, kediyle, kopekle hasir nesir buyuseler. Ne sansliymisiz biz buyurken, simdi daha iyi anliyor, takdir ediyorum.
Tijen; gercekten de karsiligini verdi emegimizin. Boyle devam ederse seneler boyunca, ne guzel!
Basak: Sagolasin bilgileri ekledigin icin. Iyi oldu yazildigi; Farscadan geldigini biliyordum ama anavatani Cin olan seftalinin Cincesinin ne oldugunu (ki, Cinde bir cok dil var) orali bir arkadasima sordugumda bildigi iki dilde de soyledi ama hicbiri bizimkini andirmiyor :( Duslerine katiliyorum; zira bizim bahcede de istegimizle yetisen bir tek hayvan bile yok. Sagol guzel sozlerin icin!
Ozgul; bir an once ekmelisin bence. Hele sizin iklimde daha iyi olabilir. Tabii, bir bilene sormak lazim. Seftali kisin kari, sogugu seviyor (bizde boyle bir sey gordugu yok halbuki) ama yazin da sicak istiyor galiba. Sagolasin guzel dileklerin icin de.
Fethiyecim,
Ne güzel bir hikaye, tekrar tekrar okudum . özellikle şeftali çiçeğini daha önce hiç görmemiştim.İnsan gerçekten tadına vara vara tüketmek istiyor başka bir şeyle karıştımadan.sevgilerimle.
August 25th, 2005 at 8:31 am
Fethiye’cigim, cok güzel yazmissin yine. Zaten senden heveslenip dereotu-maydanoz yetistirmeye basladim. Simdi agaci nereye dikecegiz?? Balkona da olmaz ki!
(Kirazin var miydi senin? Enistem galiba cekirdekten ekmisti ve 4 yil sürer meyve vermesi demisti.)
August 25th, 2005 at 10:14 am
Cok guzel, ellerine saglik, buyuk bir hizla okudum yazilari, resimlemen ne guzel olmus gelisme donemini, bitkilerde aynen cocuklar gibi ilgi istiyor her zaman,
meshur soz” Bakarsan bag, bakmazsan dag olur ” boyle derlerdi degil mi buyuklerimiz,
kendi yetistirdigin bir sebzenin, meyvenin tadi da herseyden guzel gelir,
afiyet olsun, seneye bir kac tane daha dik, yerini sevmis demek ki? sende ev yapimi marmelat yaparsin, organik ne guzel olur degil mi?
August 25th, 2005 at 12:54 pm
Cok hos bir yazi olmus Fethiye. Agacinin buyumesine biz de hizli cekim sahit olmus olduk, ne guzel oldu. (Thai kitabim gelmis bu arada :) Henuz tarif deneyemedim ama anlatimi cok hosuma gitti kitabin. Tavsiye icin tekrar tesekkur etmek istedim.)
August 25th, 2005 at 11:57 pm
Orada incir yetişir mi? Ben sana incir bulabilirim. Harika reçeller yaparsın.
August 26th, 2005 at 12:13 am
Hayirli evlatmis, ne de guzel odullendirmis senin iyi bakimini. Artik yillarin decmesi heyecanla beklenir, her yıl sayilir o guzelim meyveler…
August 26th, 2005 at 7:21 am
Mine; sagolasin ve aman deyim balkonda yetistirme agaci! ;)
Zeynep; aynen oyle oluyor! Bir kac tane seftali degil de kayisi ekmeye niyetliyim. Bakalim limonlar ne zaman buyuyecekler!
Yesilerik; sagolasin! Kitabini da guzel gunlerde, afiyetle kullanin.
Oya; simdi derdim seftali agaci bir sene iyi diger sene az mi mevye verirdi diye dusunuyorum ;) Yoksa hayirliymis, dedigin gibi.
Ev cini: ocagima incir dikeceksin ha!
Burada Cok incir yetisiyor ama kimse yemiyor diye cok satilmiyor; pahali oluyor. Ben de haftalik kurulan pazara gittigimde aliyorum. Oyle bir yerinde yasiyorum ki bu memleketin, hersey yetisiyor. Zaten ekonomisinin buyuk bir kismini topraktan kazaniyor Kaliforniya.
August 26th, 2005 at 9:02 am
oyle guzel anlatmissin ki, insanin hemen en sevdigi meyvelerden birkac cesit dikesi geliyor, cocuklarla tadini cikara cikara, gel gorku dikecek yer yok:((
Ellerine, kollarina, yuergine saglik:))
August 26th, 2005 at 10:49 am
inanilir gibi degiller degil mi?
asla ve asla ilgi ve alakayi yanitsiz birakmiyorlar..
asik veysel bosuna agit yakmamis, ‘benim sadik yarim kara topraktir’ diye..
bebek gibi onlar.. el bebek, gül bebek büyütülmesi gereken.
August 26th, 2005 at 12:54 pm
Ben de “ÅŸeftali” kelimesi ile ufak bir araÅŸtırma yapmıştım ama “Åžeftalili Günler” de yazmayı unutmuÅŸum yazımda. Bu ufak bilgilerden bir kısmı: Åžeftali ve zerdali, Farsça “Åžeft-âlû” ve “Zerd-âlû” kelimelerinden TürkçeleÅŸtirilmiÅŸ. Farsça’da eriÄŸe “âlû” deniryormuÅŸ; “ÅŸeft-âlû” semiz erik, “zerd-âlû” da sarı erik anlamına geliyormuÅŸ.
Åžeftaliye Çinliler de bizim gibi; “ÅŸeftali” derlermiÅŸ. Çince de ÅŸeftali, üç kelimeden oluÅŸmuÅŸ birleÅŸik bir kelimeymiÅŸ ve “ÅŸef ” kalın,” ta” büyük, ve “li” de erik anlamındaymış; yani kalın-büyük-erik anlamındaymış.
Fethiye, keÅŸke bizim de eÅŸimle bir bahçemiz olsa, biz de bir ÅŸeyler ekebilsek, bahçemiz de köpek arkadaÅŸlarımız olsa ve hayal kuruyorsam daha da büyüğünü kurayım; keÅŸke at arkadaÅŸlarımız da olsa, serbestçe dolaÅŸabilseler falan filan… Ne güzel olurdu. Okurken yazını bu hayalimi düşündüm tekrar.
Mutluluklar ve bollluklar….:))
August 26th, 2005 at 2:51 pm
Fethiye, cok güzel yazmissin bende senin gibi toprak ve yesilligi seven bir insan oldugum icin senin heyecanini büyüme devresindeki beklemelerini hepsini cok iyi anliyabildim. Benim bahcemde seftali yok ama inanki bu yaziyla galiba seneye bana seftali diktirteceksin bahceye. Incir’i tavsiye ederim meyvasindan ziyade o agacin etrafa sactigi mis gibi kokusu yeter. Bu güzel sevincini bizimle paylastigin icin tesekkürler insallah seneye daha bol meyva verir agacin, bol bol yersiniz.
August 27th, 2005 at 5:06 pm
Yelda’cIGIm; keske imkan olsa da cocuklar hep bahceyle, toprakla, kediyle, kopekle hasir nesir buyuseler. Ne sansliymisiz biz buyurken, simdi daha iyi anliyor, takdir ediyorum.
Tijen; gercekten de karsiligini verdi emegimizin. Boyle devam ederse seneler boyunca, ne guzel!
Basak: Sagolasin bilgileri ekledigin icin. Iyi oldu yazildigi; Farscadan geldigini biliyordum ama anavatani Cin olan seftalinin Cincesinin ne oldugunu (ki, Cinde bir cok dil var) orali bir arkadasima sordugumda bildigi iki dilde de soyledi ama hicbiri bizimkini andirmiyor :( Duslerine katiliyorum; zira bizim bahcede de istegimizle yetisen bir tek hayvan bile yok. Sagol guzel sozlerin icin!
Ozgul; bir an once ekmelisin bence. Hele sizin iklimde daha iyi olabilir. Tabii, bir bilene sormak lazim. Seftali kisin kari, sogugu seviyor (bizde boyle bir sey gordugu yok halbuki) ama yazin da sicak istiyor galiba. Sagolasin guzel dileklerin icin de.
September 2nd, 2005 at 10:35 am
Fethiyecim,
Ne güzel bir hikaye, tekrar tekrar okudum . özellikle şeftali çiçeğini daha önce hiç görmemiştim.İnsan gerçekten tadına vara vara tüketmek istiyor başka bir şeyle karıştımadan.sevgilerimle.
January 3rd, 2006 at 1:51 pm
Eh Sevgili Fethiye, beni Mersin’e aldin goturdun geri getirdin.Agzina saglik…Benim de anne tarafim bahcecidir ve Mersinlidir..Sevgiler…