November 26th, 2005
Tuesday, November 29th, 2005

Our life long adventure started at 19hr, November twenty-sixth, 2005 in Mersin, Türkiye.

Our life long adventure started at 19hr, November twenty-sixth, 2005 in Mersin, Türkiye.

Kuru yaz sıcağından sonra ilk yağmurla birlikte hardalotu da çıktı meydana. O kadar sevindim ki pazarda hardalotu, ya da biz Mersinlilerin deyimiyle eşekturbunu görünce hemen iki demet alıverdim. E, ben böyle diyorum ama bu otu ailemden “ruves” diye tanıdım, öyle büyüdüm. Rumca adı mıdır yoksa ağız farkı mıdır, bilemiyorum. O kadar çok severiz ki bu otu, Ankara’daki üniversite yıllarımızda annem ve teyzelerim haşlayıp gönderirlerdi. Ayrı bir tadı olur bu otun, yeri dolmaz benim için. Neyse ki uzak doğulular da çok tüketiyor diye pazarlarda bulmak mümkün! Zaten onlar da olmasa biz ne yapacağız güllaca bile çare buldular.
Giritli kanım bu güzelim, tazecik otları annemden, teyzelerimden gördüğüm yolla, aynen hindiba salatası yapar gibi haşlayıp bol limon ve zeytinyağı ile yememi söylediyse de ben artık her konuda danışmadan edemediğim Tijen’in “Bir Ot Masalı”na değişik bir tarif bulmak üzere başvurdum. İyi ki de öyle yapmışım, böylece ilk risottomu da yapmış afiyetle yemiş oldum.
Kendine özgü buruk, acımsı tadı üzerinde eriyen peynirle çok hoş bir tezat yarattı ve tek beğenen ben olmadığım için bu yemeği kısa süre içinde iki kere yapmak zorunda kaldım.
Tijen’e bu güzelim tarifi için teşekkür ediyorum tekrardan. İzniyle onun kitabından aynen aktarıyorum.
Yapımı:
