MeMe- the COOK next door
July 13th, 2005Yemek günlük siteleri arasında bir süredir devam eden anketle birbirimizi tanımış olduk hafiften. Sorgulama sırası bana gelecek mi, belki bir kaç haftadır sesim çıkmıyor diye unutulmuşumdur, böylece kaytarırırım derken Estelle beni ebeledi! :)
E, iş başa düştü diyerek başladım ben de yazmaya…
İlk mutfak maceran neydi, neler hatırlıyorsun?
Cevaplarımı yazarken bu soruyu en sona bıraktım ki en eskiyi hatırlamaya çalışayım diye. Galiba annemin yaptığı keklerin karıştırma kaplarını, karıştıma aletinin uçlarını sıyırmak için kasaptaki kediler gibi beklediğim günler kış günlerindeki en eski anılarım. Yazları ise yaylaya çıkarız (Mersin’in nemli sıcağından kaçmak için!) ve biz (abim, kuzenlerim) çok şanslıydık bu konuda; hep ailemizin evleriyle çevrili bir alanda büyüdük ve böylece şehir havasından uzak, dağ, bayır demeden genişçe bir oyun alanımız olurdu. Bir de aynı yaşlarda 5 – 6 kuzendik; oyuncu sayısı da böyle olunca evcilik kaçınılmazdı. Abimin öncülüğünde fırınından ekmek hamuru alır, nenemin eşliğinde onu un ve suyla çoğaltır sonra da büyükçe iki – üç taşı kullanarak ateş yakacağımız yeri ayarlar, üzerine sac vazifesi görsün diye eski zeytinyağı tenekelerinden birinin genişçe olan kısmını koyar, sonra da ateşte, minik ellerimizle şekil vermeye çalıştığımız ekmeklerimizi yerdik. O ateş geçmeye yakın da köze patates atardık. O patates ve ekmeğin tadını unutamam. Ben gibi evde dahi hiçbir şey yemeyen bir çocuk, o şekilsiz, kabarmamış ekmekleri yer, pişmemiş patatesleri de tuzlamadan edemezdi.
Yemek yapma stilini en çok etkileyen kimdi?
Annem ve teyzelerim.
Annem: çalışan kadın nasıl hızlı ve pratik yemek yapar annemden öğrendim. Mutfağı pek sevmez gerçi ama onun da dediği gibi “senelerdir aç da kalmadık” ;) Kesinlikle lezzetlidir de. E, insanın herşeyi çok güzel pişiren ablaları olur da sana fırsat bırakmazlarsa, sen de öğrenmezsin. Haklı.
Büyük teyzem — teyze dediğime bakmayın, bir kere olsun öyle hitap etmedim ve nene derdim (yukarıda da andığım hanım.) Hani bazıları vardır su kaynatsa lezzetli olur ya, aynen öyle biriydi neneciğim. Sevdiklerini, yaptığı yemekleriyle daha da ihya ederdi. Bir şey istedik mi ertesi sabah biz uyanana kadar ön hazırlıkları tamamlanmış olurdu bile. Böylece ben onun muhteşem tatlı yemeklerinin sırlarının bazılarını halA bilmiyorum; son aşamalarını görmekle iş bitmiyor. 7 sene oldu kaybedeli, halA içim sızlar.
Küçük teyzem — küçük diyorum ama annemin ablası ve o da lezzetli ele sahip, harika aşçı. Bir yediğinin tadını unutmaz, tarifini alamıyorsa (hani lokantada filansak) eve gider gitmez tarifini çıkartmaya çalışır ve çoğu kere de bu konuda başarılı olur. Bir de ölçüsüz, tarifsiz pasta, kek yapan başka birini tanımadım ben. Nasıl yaptın sorusuna “buzdolabında şu vardı, şu kadar da bundan kalmıştı, onu da ekledim” vs gibi şeyler söyler ve o keki de bir daha yiyemezsin böylece.
Teyzelerimin stilinden etkilendim dedim çünkü sitemde de gördüğünüz yemekleri (Giritli ağırlıklı güney yemeklerini) hep onlardan yedim ve öğrendim. Unutmadan teyze kızları Keriman ve Zeynep’in haklarını da ödemeliyim. Ankara’daki üniversite yıllarımızda aynı evde yaşarken çok yemek denedik, öğrendik hepberaber! Keriman halA da öğretir sağolsun. :)
Yemeğe ve yemek dünyasına ilgini kanıtlayan bir resmin var mi? Bize göstermek ister misin?
Inanın ki yok. Ama bunun sebebi böyle bir fotoğrafımın çekilmemesi ya da sizlerle paylasmak istememem değil; çekilememesi. :) çocukluğumdan beri pek yemeği seven bir insan değilim ben. Annem hep “abin gibi istahli çocuktan sonra sen?!” der, Cok cektirmişim de iki lokma yicem diye. öyle ki, öğle yemeğinde köfte yeyip de öğleden sonra uykusundan uyandığımda ağzımda, yanak çeperimde köfteyi bulmak mümkünmüş. Evet, ne yemeği severdim ne de yapmaya ilgim vardı. Zaman kaybı olarak görür, günün birinde bu işler için hapların üretileceğine inanırdım. Üniversite yıllarında yemeye başladım; yine o yıllarda da mecburiyetten yapmaya. Sonra da aldı başını gidiyor! Simdilerde de çekilenler hep yemeklerin fotosu, aşçının degil.
Mutfakta kendisine karşı fobin olan bir şey var mı? Yaparken avuçlarInI terleten bir yemek mesela?
Hmm. Yok galiba.
Mutfakta hangi yardımcını vazgeçilmez buluyorsun. Alışta çok gereksiz buldugun nedir mutfakta?
Yardımcılar bir değil bin tane bende. Onlar olmasa işler zor! Salatalık, patates vs gibi şeyleri soyma aracı, elde tutulan çubuk seklindeki elektrikli çarpIcI/kesici/bölücü alet, tartım, whisk adIyla da bilinen tel baloncuk ve de büyük mutfak “robotu” en çok kullandıklarımdan.
Gereksiz bulduğum: Mantı kapatmak için satılan kalıplar. Bir ara çok bulunurdu diye hatırlıyorum. Almadım hiç ve almam da. Makineden çıkmış gibi olmasın mantımız, el işi oldugu belli olsun di mi ama?
Bir kaç garip yada komik yemek çeşidi söyle, senin çok sevdigin ama senden baska kimsenin sevmeyecegini düsündügün?
Taze ekmegin uzerine limon sıkıp uzerine tuz ve sumak serpip yemek. Reçelli (özellikle kızılcık olacak) ekmek üzerine beyaz peynir de fena olmaz. Ben bi de limonu elma gibi yiyen biriyim. Tuz ve sumak da eklerim gerekirse. Ekşi sevdiğimi anlamayan oldu mu acaba?
Hangi üç malzemeden ve yemekten vazgeçmezsin?
Yoğurt, zeytinyağı ve limon. Vazgeçemeyeceğim, temel yemek ise: bulgur pilavı + yoğurt.
En çok sevdigin dondurma çesidi?
Vişne, limon, şeftali ve kaymaklı. Daha da sayabilirim. Dondurma dedi mi akan sular durur ama adam gibi, Maraş dondurması olacak. Bu aşkım da bana rahmetli nenemden geçmiş. Bir akrabamızla Mersin’den günübirliğine Gaziantep ve Maraş’a gidip oranin yöresel yemeklerini, dondurmasını yemiş geri gelmiştik. O günü unutamam; katmerin tadını hele!
Asla yemeği düşünmediğin birşey?
Sirke benden uzak dursun. Balsamik sirke dışındakilere tahammülüm yok. Tamam, biliyorum çok sağlıklı vs vs. Olsun, ben şarap olmuş halini arada bi tadarIm, o yeter ;) Sadece yeşillik yıkamakta kullanıyor, kokusundan olabildiğince uzak duruyorum.
Bir de domuz eti ve türevleri. Ne de olsa serde Müslümanlık var, 10 sene kadar önce ucundan bi denedim ama sevemiyorum bile. Ne diye atalarımın dahi el uzatmadığı eti yiyeyim? Kokusu bile hoş değil..
Özel bir yemeğin, spasiyalin var mı?
Son zamanlarda güneşte demlenen çay her gittiğim yemek davetine istenir oldu. Son 5 senedir de Thai yemeklerine taktım ve Tayland’da büyüyen bir arkadaşım dahi çok beğendiğine, istediğine göre beceriyorum da herhalde. :)
Buraya eklemek ve cevabını vermek istediğin bir soru var mı?
Soru değil ama bir yorum: Bazı sanıların aksine kitaplardan da yemek yapmak öğrenilebiliyor, yeter ki güzel yazılmış olsun. Böyle yararlandığımız kitaplarımızı sitelerimizin bir köşesinde sergileyelim.
Seni sobeleyen aşçı?
Estelle!
Senin sobelediğin 3 aşçı?
Kim kimi sobelemiş bulmak için http://www.deliciousdays.com/archives/2005/06/12/tcnd/#map


13 July 2005, 10:43 am
(Hoşgeldin)
Sevgili Fethiye, bu sorulara yanıt yazarken anılarını tazelemiş oldun. Biz de sizler hakkında bir şeyler öğrenirken aynı zamanda unuttuğumuz ortak anıları hatırlıyoruz.
Sevgiler.
13 July 2005, 11:09 am
Senin neden guzel ekmek yaptigin anlasildi sonunda, cocukken bende halamlarin yanina koye gidince senin gibi yufka pisirirdik kendi capimizda aklima geldi o gunler , icine taze sogan ve peynir ufalayip yemek, ne keyifli idi…
13 July 2005, 1:39 pm
Zeynep, inan ki ben de aynı şeyleri düşündüm yazarken. O zaman ne bilirdim ekmeğimi kendim yapabileceğimi.
Tuhfe, sen de hoşgeldin. Dün az kaldı sobeleniyordun, haberin olsun!
13 July 2005, 3:36 pm
Eyvaaah,
Ucuz kurtulmuşum desene ohhh, rahatladım. Arkadaşlar ben sobe/ebelenecek kalitede değilim fotoğraflar sizi yanıltmasın. Hem benim sayfa sadece yemek sayfası değil, biraz kategori dışı oluyorum.
Hem ben merdivenin ilk basamağındayım daha sobelenecek daha bir sürü arkadaş var. Benim sizler gibi olabilmek için daha yüzlerce fırın ekmek yemem lazım…
Sevgilerle.
13 July 2005, 4:06 pm
Tuhfe: Ozgul sagolsun sen de yakalanmissin, hadi gecmis olsun. :) Yok oyle “yuzlerce firin ekmek yemek” filan ;)
14 July 2005, 12:15 am
Fethiye ciğim,
Evet ekşi sevdiğini anladık:)
Vee ben asla seni o yazdığın karşımları yiyemem:(
Karışık tatları yiyebilmek çok güzel.
Ellerine sağlık çok güzel yazmışsın. Kalemin çok kuvvetli canım.
Sevgilerimle
Figen
14 July 2005, 12:23 am
Fethiyecigim hic eksi yemiyormussun;)
Ek soruna katilmak istiyorum. Ben sadece kitaplardan degil promosyon icin dagitilan brosürlerden de cok tarif yaparim ve simdiye kadar hic hüsrana ugramadim. Aksine bircok fikir edindim:)
Fethiye hic thai yemeklerinden koymak ister misin? Ben okumak isterim denedigin güzel bir tarifi:)
14 July 2005, 1:08 am
Sevgili Fethiye,
Sana yorum yazarken sobelenmişim bile! Ben biraz inzivaya çekilip (biraz ekmek yiyeyim) düşüneyim…
14 July 2005, 3:25 pm
Figen; eksisiz bir hayat olur mu acep? Benim kadar duskununu gormedim ama, o baska. ;)
Dilek; Thai yemeklerinden de koymayi dusunuyorum, kullandigim kitabI tanitarak. Turkiye’dekiler gerekli malzemeleri zor bulur diye cekiniyordum aslinda ama sana bir soz daha verdim gitti! Zahter de geliyor, merak etmeyesin, unutmadim.
Tuhfe firinlara dadandi!
16 July 2005, 8:04 am
Cevaplarin icin cok tesekkurler! Tesaduf, bende kucukken yemek yemegi sevmezdim, annem baban ne yapicaklarini bilmiyorlardi. Birden 12 yasindan sonra istahim birden acildi ve biraz kilo almistim ;) Neyse, onemli olan saglik, degil mi? Have a nice weekend!
17 July 2005, 6:25 am
Rice ederim Estelle, ben tesekkur ederim. Benim yemek yememem nazlanmakti herhalde. Simdi adam gibi yedigime gore! ;)
10 December 2005, 11:50 pm
cok guzel olmus. tebrikler, selamlar