Archive for Ağustos, 2005

Kara Rus Ekmeği

Pazar, Ağustos 21st, 2005


Russian Black Bread
Evde yine ekmek bitmiş yeni ekmek yapma vakti gelmişti ve arada bir değişik bir ekmek denemek istediğim zaman başvurduğum, şu ana kadar denediğim her tarifin harika sonuç verdiği breadworld.com‘daki tarifler arasında karar vermeye çalışıyordum. Artık neredeyse her tarifimde adının geçtiği Zeynep‘in o sitedeki fotografini beğenmesi uzerine önerdigi bu ekmeği denemeye karar verdim. Bu siteden daha önce yaptığım cevizli kepekli ekmeği de anlatmıştım, diğerlerini de fotoğraflayıp buraya eklemeye devam edeceğim.Verilen tarifin içerdiği her malzeme evde yoktu ama benzerleri olduğu icin kafama göre değişiklikler yapabildim. Kullandıklarımı parantez icinde yazacağım.

Kesinlikle çok farklı tadı, kokusu olan dolu doldu ve nispeten sert bir ekmek bu. Ama öyle çok da sert, içi pişmemiş ekmeklerden değil; klasik çavdar ekmeği ne kadar sertse bu da öyle oldu. İçine konanlar da gayet enteresan bir karışım aslında: çikolata, kahve, sirke, rezene tohumu, pekmez…

Yemeğin yanına çok güzel gitti ama reçelle nasıl gider, onu bilemiyorum. Rezene tohumu ile reçel karışımını düşünemiyorum bile. Ama bu sabah bir de yumuşak beyaz peyniri sürerek yedim; harikaydi tadı.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu ekmeğin bu kadar kabardığına bile şaşıyorum. İlk yoğurma esnasında “ne enteresan; iki ekmek çıkacak ama 1 poşet maya koyun diyorlardı” diye düşünürken beraber tarife bir daha bakmayı akıl edebildim. O sırada yoğurulmus olan hamura diğer poşeti de boca edemeyeceğim için onu bir başka kAsede ılık suyla erittim, sonra hamura ekledim. Doğal olarak un takviyesi de yapmak zorunda kaldım. Kim bilir, belki başından beri tarifi doğru dürüst takip etseymişim daha da kabaracakmış.

İçindekiler:
(2 tane yuvarlak ekmek için)

  1. 2 1/2 bardak ılık su
  2. 2 poşet (14gr) aktif kuru maya
  3. 1/4 bardak tereyağ, yumuşatılmış
  4. 1/4 bardak beyaz sirke
  5. 1/4 bardak pekmez, en koyusundan
  6. 30gr kadar tatlandırılmamış çikolata — bulabildiğiniz en koyu kıvamdaki acı çikolata da olur
  7. 2 tatlı kaşığı tuz
  8. 2 tatlı kaşığı hazır toz kahve (ben Türk kahvesi kullandım)
  9. 1 yemek kaşığı rezene tohumu (anason da olur, neredeyse aynı şeyler)
  10. 4 1/2 bardak un
  11. 5 bardak çavdar unu
  12. 3/4 bardak doğranmış hurma (kuru üzüm kullandım)

Yapımı:

  1. Yarım bardak ılık suyu büyükçe bir kaseye koyun. Üzerine mayayı ekleyip iyice eriyene kadar karıştırın. Geri kalan suyu, tereyağını, ve diğer 6 malzemeyi ekleyin
  2. 3 bardak unu da karıştırarak, yavaş yavaş sulu karışıma ekleyin
  3. Çavdar ununun hepsini, yavaş yavaş ekleyip iyice yedirin. Kalan unu aldığı kadarıyla malzemeye ekleyip yumuşak bir hamur kıvamına getirin. Üzerini kaplayıp 15dk dinlendirin
  4. Hafif unlanmış bir tezgaha alın ve 10 - 15 dk kadar, elastik bir hamur oluncaya dek yoğurun
  5. Yağlanmış bir kaba koyup, her yanı yağlansın diye çevirin ve üzerini saranla kaplayıp ılık, esintisiz bir yerde 1 - 1.5 saat, ya da iki katına çıkana kadar mayalanmaya bırakın
  6. Mayalı hamuru elinizle söndürüp, hafifçe unlanmış tezgaha aktarıp hurmaları (ya da üzümleri) hamurun içine ekleyerek yoğurun. Hamuru ikiye bölün ve 13 - 15 cm çapında iki top haline getirin
  7. Yağlanmış 20cm çapında iki ayrı fırın kabına ya da büyükçe bir firin tepsisine yerleştirin, üzerlerini kaplayın ve yine ılık, esintisiz bir ortamda 1 saat kadar mayalanmasını bekleyin
  8. Önceden ısıtılmış 175C (350F) fırında 45 dk ya da oluncaya kadar pişirin. Biraz soğuduktan sonra tepsisisinden çıkartıp soğutma tellerine aktarıp soğutun.

Afiyet olsun!

Boza

Pazartesi, Ağustos 15th, 2005


Boza

Siz de benim gibi Akman Bozacısından uzakta yaşıyor, o tadı özlüyor ve senelerdir bozaya hasretseniz belki evde yapmanın zamanı gelmiştir?

5 - 6 ay önceydi herhalde. Bir gün Zeynep Töre’ye, “Boza yapmayı da bilirsin sen herhalde?” demiştim, o da beni yanıltmamıştı sağolsun. Ben de o gün bugündür aklıma geldikçe yapıyorum. Kim demiş ille de kışın içilecek diye?

Bir tek Türkiye’de bilinir içilir zannederdim ama galiba Osmanlı Saltanatında yayılmış bozanın ünü de. Bir çok ülke şimdi kendine pay çıkarır olmus; meğer Bulgaristan’da kahvaltıda sunulurmuş. Kimbilir kim yaptı ilk. Ellerine sağlık ama.

Zamanında içinde alkol var diye yasaklanan bu içeceğin alkolü, mayalanma esnasında varolan alkol. Çok yüksek bir değeri yok — %2 - %6 arasında. Bu oran, kullanıldığı tahıla, mayalama süresi ve sıcaklığına göre değişiyor.

Darıdan da oluyor boza, bulgurdan da. Bazen bulgur ile pirinci yarıyarıya koyuyorum. Belki her türlü tahıldan yapılabiliyordur ama ben şu ana kadar bir tek bu ikisi ile denedim.

En iyisi tarihçesini anlatmayı bu işi bilenlere, belki de en meşhur bozacı olan Vefa Bozacısına bırakayım ve size Zeynep’ten öğrendiğim tarifi yazıvereyim.

Malzemeler:
5 - 6 kişi için

  1. 1 bardak bulgur (1/2 bardak bulgur + 1/2 bardak pirinç de olur)
  2. 1 bardak şeker
  3. 8 - 9 bardak su
  4. 1 çay kaşığı kuru maya

Yapımı:

  1. Bulgur ile 8 bardak suyu büyükçe bir tencereye koyup, kısık ateşte, bulgurlar eriyinceye kadar pişirin. Dilerseniz pişirmeden önce bir gece suda bırakıp şişmesini de sağlayabilirsiniz. Tencerenin kapağını kapatmayın; pilav yapmayacaksınız

  2. Boza piserken

  3. İnce tel süzekten, üzerinden tahta kaşıkla bastırarak koyu kıvamda bir sıvı elde edin

  4. Boza piserken

  5. Şekeri bu sıvıya ekleyin, eğer çok kıvamlı olmuşsa bir kaç bardak su daha ekleyebilirsiniz. Bu aşamadaki koyuluğu içeceğiniz bozayı andırmalı. Bu karışımı yine hafif ateşte 3 - 4 dk kaynatın, cam bir kAseye boşaltıp mayalama sıcaklığına (45C civarı) gelene kadar bekleyin

  6. Boza Mayalanirken

  7. Ayrı bir kAsede ılık su ile kuru mayayı ezin, büyük cam kAsedeki karışıma ekleyip iyice karıştırın
  8. Üzerini tülbent veya benzeri bir bezle kapatın, oda sıcaklığında mayalanmaya bırakın

  9. Mayalanmis Boza

  10. Bulunduğunuz ortamın sıcaklığına göre mayalama süresi değişebilir. Biz çöl misali bir yerde yaşadığımız için bu en son yaptığım 2. gün bitmeden mayalanmıştı
  11. Buzdolabında soğuttuktan sonra üzerine tarçın serperek, varsa leblebiyle ama ille de kaşıkla servis yapın

Bozacının şahidi?

Mello Jello

Saturday, Ağustos 13th, 2005


MelloJello

Kavunun içine jöle koyarsanız ne olur? Mello Jello! ;)

İsmini kuzenim/kardeşim Zeynep’in koyduğu bu kavun + jölenin fikrini hangi dergiden aldığımı hatırlamıyorum. Spor salonuna birilerinin getirip de bıraktığı dergileri karıştırırken böyle bir şey görmüştüm ve uzun zamandır da acaba nasıl yapılır diye düşünüyordum. Jöleden pek haz etmem, o yüzden kavunun kovuğuna karpuzla birşeyler yapıp doldurmayı denedim. Karpuz suyunu nişasta ve şekerle pişirdim, muhallebi gibi yapıp kavunu doldurdum. Çok da hazırdım buna kavpuz demeye. Kavpuzumu soğuttuktan sonraki görüntü:


MelloJello

Bence çok iyi gorünüyordu ama kesince ne yazık ki muhallebi kısmıyla kavun kısmı ayrıldı ;( Muhallebinin tadı da pek iyi değildi: Hüsran.

Sonunda geçen gece jöleyle deneyeyim dedim. Evde de 3 kutu jöle vardı; ikisi kiraz diğeri de yaban mersini aramolı. Rezil edeceksem bari evde iki ayrı çeşit kalsın diyerek kirazlardan birini kullanmaya karar verdim. Kavunu ortadan kesip çekirdeklerini çıkardım. Oyuk kısmı yeterince büyük olmadığı için kaşıkla biraz daha oydum — o yuvarlaklığı koruyarak yapmaya çalıştım ama çok da özen göstermedim desem yalan olmaz.

Jöleyi hazırlarken kavunu dolaba koydum ki jöleyi koyacağım ‘kap’ soğuk olsun.

Kiraz aramolı jöleyi kutusunda yazanlara göre hazırladım. O biraz soğurken kavun yarısını bir tabağa alıp dik durması için altına bir mutfak havlusu koyup gereken yerlerini destekledim. Jöleyi de kavunun içine dökerek sonuca yaklaştım. Biz bu deneye kavunun yarısını feda etmeye karar verdiğimiz için jölenin yarısı da arttı.


MelloJello

Kavunu aynen öylece dolaba koydum. Jöle 30dk içinde sertleşir yazıyordu kutusunda ama bir türlü fırsat olmadı yemeğe ve bir kaç gün sonra yedik. Daha çok (2 günden fazla) bekletecek olursanız kavunun üzerinin saranla kaplamak iyi bir fikir olabilir; olabilecek kurumayı önlersiniz. Keserken de büyükçe ve tırtıklı olmayan bir bıçak kullanın ki kesimi kolay olsun.

Kavunla kiraz aroması hiç de fena olmadı bu arada.

Aklımda hala kavpuz var! Genel kullanımda olan jölelerden aromasız olanlardan alıp karpuz suyula yapıp kavunu öyle doldurmayı düşünmedim değil ama ne yazık ki bu jöleler “K” damgalı değil; yani yemek istemediğim bir hayvan cinsinin kemiklerinden yapılıyor belli ki. O yüzden kullanmadım. Ama bir gün elime aromasız ve kullanabileceğim bir jöle geçerse kesinlikle kavpuz fikrimi denemek istiyorum!

İki jöle çeşidi üstüste de konabilir; birinin donması beklendikten sonra diğeri dökülebilir. Artık gerisi sizin yaratıcılığınıza kalıyor.

Afiyet olsun!


MelloJello