Cennet Meyvesi Keki
Ekim 25th, 2005
Bu güzelim meyvelerin adını “cennet meyvesi’” diye bilirdim ama sonradan Tijen İnaltong’un “Meyve Ağacından Hikayeler” kitabından öğrendim ki “Trabzon Hurması” da denirmiş.
İlk yediğimde olmuşunu yemişim neyse ki yoksa ben de “bir daha hayatta yemem ben bunu!” diyenlerden biri olurdum herhalde. Çok ama çok severim bu meyveyi, hele ki yararlarını öğrendikten sonra! Ben de aktarır sizlere anlatırım yararlarını ama Tijen’in kitabından siz de okuyun — hem sadece meyvelerden, nerede bulunduklarından, şekil ve şemallerinden değil, onları kullanarak aklınıza gelmeyen lezzetleri de paylaşıyor. Yok, komisyon almıyorum sadece çok seviyorum onun kitaplarını!
Onca seviyorum bu meyveyi ama senelerdir bu ülkedeyim bir kere bile almamıştım, inanır mısıniz? Çünkü elimi hangisine atsam elma gibi katır kutur şeylere dokunurdum. Sonra da düşünürdüm bu adamlar ne yapmaya çalışıyorlar, olmamışını neden satıyorlar diye. E, marketlerin manav kısmında pek çalışan da olmuyor diye kimseye de “dert yanamamıştım” bu konuda. Sonunda geçen gün haftalık pazara gittiğimde bir baktım bir üretici kasalarla getirmiş. Yine uzandım tabii ki ve yine sert. Hay Allahım derken beraber üretici dibimde olduğu icin “bunların yumuşakları yok mu, şimdi yumuşağını bulmak için hepsine el atmayayım” dedim. Adamcağız da “bunlar sert yeniyor” demesin mi. A-ha demiştim, kaçığın birine rastladım adam o buruk tadı seven var sanıyor. “Siz yediniz ve burukluğunu seviyorsunuz herhalde” deyivermişim. Adam gülümseyerek “bunlar Fuyu cinsi” dedi ama bana bu pek bir şey ifade etmedi tabii kı. Sonra devam etti pazarcı: “bu çeşidi sertken yenir, elma gibi dilimleyerek.” Aaaaaa!!! İyi ki de sormuşum deyip aldım tabii ki bir sürü. Tadı mı? Evet, cennet meyvesi olduğu belli, çok bambaşka bir tadı yok ama baskın burukluğu da yok.

Geçende yine kendi bahçelerinin mallarını satan bir Japon aileden bizim bildiğimize yakın, buruk tatlıları aldım. Bunların cinsine “Hachiya” denirmiş. Yumuşacık. Turkiye’de bilinenlerden biraz daha farklı gibi, en azından benim aldıklarım herhalde çok olgun olduklarından buruklukları çok az kalmıştı.
Sonradan öğrendim ki Fuyu cinsinde, Hachiya’ya nazaran 6 kat daha fazla C vitamini varmış. Potasyumu bol bir meyve bu ayrıca kaçırmayın, mevsiminde tüketin tüketebildiğiniz kadar.

Alıştığımız usulde, keserek, yemek de vardı bunları ama bir tarifte kullanayım istedim ve ilk defa yaptım bu keki. Tarifini Fresh Approach Cooking sitesinden aldım ve tabii ki kendime göre ufak bir kaç değişiklik yaptım.
Ben sevdim tadını, sizlerin damak tadına uyacak mı acaba? O değişik cennet meyvesi tadı yok ve klasik bir sonbahar keki oldu; tarçınıyla karanfiliyle ve tabii ki pişerken çıkan harika kokusuyla. Pofuduk bir kek beklemeyin ama. En azından benimki öyle olmadı.
Kekiyle uğraşmayayım diyorsanız püresini yaptıktan sonra eşit miktarda sütle karıştırıp biraz da tarçın ekleyerek içmeyi deneyin. Böylesi benim bayağı bir hoşuma gitti. Seviyorum bu meyveyi herhalde!
Kekin, benim değiştirdiğim halindeki tarifine gelelim:
İçindekiler:
- 1 ¼ bardak (cup) cennet meyvesi püresi (iki tane büyük kullandım)
- 1 tatlı kaşığı karbonat
- 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
- 2 bardak un
- 1 tatlı kaşığı tarçın
- ½ tatlı kaşığı muskat
- ½ tatlı kaşığı toz karanfil
- 110gr tereyağ
- ½ bardak şeker
- ½ bardak esmer şeker
- 1 yumurta
- ½ bardak kefir (ya da süt + 1 tatlı kaşığı limon suyunu 15dk kadar bekletip de kullanın)
- 1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi
Yapımı :
- Fırınınızı 175C’ye ayarlayın, ısıtın
- Cennet meyvelerinin çekirdeklerini, mümkünse kabuğunu soyup püre yapın
- Bir kaba un, kabartma tozu, karbonat, muskat, tarçın ve toz karanfili eleyin
- Bir başka kapta tereyağ ve şekeri, elektrikli çarpıcı yardımıyla 3dk kadar karıştırın. Yumurta ve meyve püresini de ekleyip iyice karıştırın. çarpıcıyı bir kenara koyup unlu karışımın yarısını bir spatula yardımı ile sulu karışıma yedirin
- Kefir (ya da limonlu sütü) ekleyin, yine iyice karışmalarını sağlayıp kalan un ve portakal kabuğu rendesini ekleyin
- 22cm çapındaki fırın kabınızı yağlayın ve kek karışımını ona döküp fırında 40dk kadar pişirin
- Eğer kürdan testini geçtiyse fırından alıp soğutma teli üzerinde 10dk bekletin, sonra da kalıptan çıkartın
- Servis yaparken üzerine pudra şekeri eleyebilirsiniz
Afiyet olsun

25 Ekim 2005, 11:22 pm
Süpersin Fethiye!! Ne orjinal şeyler yapmışsın yine? Biz “cennet elması” deriz bu meyveye. Trabzon hurmasının bir cins hurma olduğunu zannettim ben uzun süre:)) Diğer yandan, itiraf etmek gerekirse ben de bu meyvenin olmamışını yiyip “ıyy bi daha yemem!” diyenlerdenim:) Ama annem bayılır ve bol bol yer. Lezzetli görünür gözüme o yerken, ama hadi bir kez daha deneyeyim dememişimdir hiç! Garip bir şekilde canımı istettin şimdi iyi mi?! İçecek fikri hoş, sütle yapılan hemen her kokteyli sevebilirim. Kek fikri ayrıca hoş, sonbahar keklerine bayılırım. Dur şunları da yapılacaklar arşivime alayım ben…
26 Ekim 2005, 12:59 am
Mmmmm, bayılırım Trabzon hurmasına. Ben diğer hurmayı yani palmiye ailesinden olan hurmayı sonradan keşfettim. Küçüklüğümden beri bunu, asıl hurma diye bilirim. Çıkana kadar sene boyunca hep aklıma gelir, onu beklerim.
Bence en güzel tatlıdır bu hurma. Başka tatlıya ne gerek var, diye düşünürüm her yediğimde. Ooh, mis.
Bu tarif hakikaten enteresanmış Fethiye. Portakal kabuğu da çok yakışır. Çok ilginç; çook! Denesem mi acaba? Ama ben dayanamam yerim tüm hurmaları, hehe.
26 Ekim 2005, 1:35 am
Merhaba Fethiye,
Gerçekten güzel tatlar yaratıyorsun. Harika görünüyor kekin yanına bir bardak çay nefis gider. Ellerine sağlık. Bu arada benim blogumu da sitene ekleyebilir misin çok memnun olurum.
Teşekkürler.
Sevgiler.
26 Ekim 2005, 5:13 am
Ben delisiyim bu trabzon hurmasının. Önce rengi, sonra içinindeki farklı jölemsi parçalar çok ama çok güzel. O parçaları hüp diye çeker yerim en önce. Demek kekini yaptın, merak ettim gerçekten. Ellerine sağlık, Fethiye’ciğim.
26 Ekim 2005, 6:29 am
Merhaba Fethiye,
Mailime baktım ancak mesajını okuyamadım. Acaba bloguma yazabilir misin zahmet olmazsa.
Sevgiler.
26 Ekim 2005, 7:14 am
Fethiye, bende bunu ” cennet elmasi” diye bilirim hep, babam cok alir yerdi, hala daha tuketiyorlarmi bilmiyorum,
ama sutle karistirip icicek olarak tuketilmesi cok iyi fikir, zipzip icin denemelere baslayacagim, Hong kong markette uzak dogulular bu meyveyi kasa kasa alirlar hep, hemde hic ucuz bir fiyata degil, ama demek var bildikleri,
eline saglik, cok guzel gorunuyor.
26 Ekim 2005, 9:07 am
Sibelcigim, butun bunlarin fikirleri sagolsun Tijenden. Onun kitabinda da bir kek tarifi var, suyunu icmeyi tavsiye ediyor. Ben de sutle karistirayim dedim, hic fena olmadi :) Bu sene tam da kivaminda olmuslarindan bir dilim ye bakalim, belki seversin sen de. O kadar yararliymis ki!
Basak, ha iste! Ben de “ne ki bu Trabzon hurmasI” dedigimi hatirliyorum. Tam bir kargasa olmus demek ki bir cogumuz icin bu meyve ve isimleri.
Nihan, ben isi abartip kekin yanina suyunu da ictim. AYnen fotograftakiler gibi. Eminim sicak bir cay gercekten iyi giderdi. Baglanti verdim sitene.
Burcu, evet o hup diye cekmek yok mu! Hele de cekirdegini kesip acabilirsen icinden cikan enteresan sekiller. Bunlarin cekirdegi yoktu, inanir misin. Cok cesidi varmis meyvenin de bilmiyormusum.
Zeynep abla, benim aldigim olgunlari da Japon bir aile bahcesinde yetistiriyor dedigim gibi. Meger uzak dogulular cok severmis. Dedigin gibi ureticisinden dogrudan almazsan pek ucuz bir meyve de degil aslinda. Ama ozel bir sey olunca akan sular duruyor. Zip zip icin suyunu icireceksen bol bol bal ekle derim, zaten sen tadina bakarsin o icmeden…
Tarifi denemek isteyenlere, yukarida yazdigim gibi pufuduk bir kek beklemesinler diyorum. ;) Ya da oyle bir kek sonucu alirlarsa haber versinler, benimki oyle olmadi cunku.
26 Ekim 2005, 2:47 pm
Ben Turkiye’de de boyle bir meyve yedigimi ve duydugumu hic hatirlamiyorum. Aslinda bir ara buna benzer birsey Istanbul’da cok meshur olmustu ama tattigimi hatirlamiyorum. Simdi Fethiye bunun adi Hachiya diye mi satiliyor. Merak ettim tadini ama ben pek oyle yeni meyveler deneme konusunda pek muhafazakarimdir. Sadece meyve de ama.
26 Ekim 2005, 5:03 pm
Nevin, “persimmon” diye satiliyor ama genelde hangi tur oldugu da yaziyor yaninda. Yukaridaki fotolarda goreceksin, hachiya olan daha koyu renkli, cok daha buyuk. Bu mevsimde belki hachiya’yi bulman zor olabilir, daha cikmamistir belki bulundugun yerde. Bulup alirsan da kesinlikle cok yumusadigi zaman ye. Madem ilk defa yiyeceksin. Buruk bir tadi var, bak soylemedi deme :)
26 Ekim 2005, 11:40 pm
Fethiye ,
Ne değişik böyle ?
Burdada bu meyve satılır hep su mevsimde ama bir kez bile alıp yemedim.Annem cok sever. Oyle anlatmısın ki gidip alıp deneyecgim madem faydalı meyve alırız artık değilmi:)
Ellerine saglık canım bilgiler için de teşekkürler,
Figen
27 Ekim 2005, 1:08 am
Cennet hurması adıyla bildiğim bu meyvenin buruk tadını ve sertliğini kaybettiren yegane şey elmadır.
Bir poşet veya ağzı kapalı kabın içine 4-5 adet sert ve yenmeyecek kıvamda cennet hurması ile birlikte bir adet elma konur 3 gün sonra kap açılır hurmalar yumuşacık, buruksuz ve tatlanmış olarak alınıp afiyetle yenir. Bu yöntemi yeşil olmamış muz için de kullanabilirsiniz. Tadları nefis oluyor. Elmanın ne yaptığını bilmiyorum ama çok işe yarıyor ee artık bilimsel açıklamasını da bilim adamları yapar artık:)
27 Ekim 2005, 5:36 am
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun arkadaşlar.
27 Ekim 2005, 8:52 am
Figen’cigim umarim sen de seversin. Bak, Tulin cok guzel fikir vermis nasil da buruklugunun alinacagi konusunda. onu da uygula istersen.
Sagol Tulin, hic aklima gelmezdi boyle bir uygulama. Belli ki elma patatesin cimlenmesini yavaslattigi gibi bu ise de yariyor. Hepimizin bayrami kutlu olsun ama halA iki gunumuz var. :)
27 Ekim 2005, 9:00 am
Harika gorunuyor canim, ellerine saglik. Benim kekten cok icecege gozum takildi nedense. Bizim “Butun Yemekler” :P dukkaninda varsa bi aliyim bakiim, tadina bakayim sunlarin.
27 Ekim 2005, 10:02 am
Sevgili Fethiye, ne tuhaf bugün Beylerbeyi’nde bir bahçeden iki çeşit hurma aldım. Biri yumuşak diğeri sert yeniyor. Sert yenilene ‘çikolata hurması’ deniyormuş.
27 Ekim 2005, 12:58 pm
Yesilerik, aman deyim “Sam Amcanin Kulubesinden” alma da nereden alirsan al. :) Sonra bir kasa meyveyle ne yapacagini sasirirsin. Komsuya verilecek meyve de degil ki; sevmiyorsa bir de! Icecegi benim cok hosuma gitti, belki biraz daha sut konabilirmis ama. ;)
Oya abla, evet Tijen’in kitabinda da yer verilmisti cikolata cinsine yanilmiyorsam. Su anda yanimda yok ama simdi kisa bir internete arayisindan sonra karsima cikan bir sayfada o cinsinin de buruk tadi oldugu yazili. Belki de bir isim kargasasi mecvut, kimbilir.
28 Ekim 2005, 1:36 pm
This cake looks good !
By the way.. I’ve found these:
bademli hurma tatlisi
http://www.globalgourmet.com/destinations/turkey/irmikli.html
Hope you’ll like them ;)
28 Ekim 2005, 10:18 pm
They look good Chanit, thank you for the links!
29 Ekim 2005, 5:35 am
Benim eskiden annem yedikce ‘neden bu kadar cok seviyor ki bu meyveyi’ dedigim fakat simdi kendim fazlasiyla cok tükettigim bir meyve. Bizde Sibel’in de dedigi gibi Cennet Elmasi derler. 3 yil önce TR’de pazarlarda kakaolusunu satiyorlardi ve bizde almistik. Sanirim Fuyu cinsinden - sadece icindeki kahverengimsi meyve etinden dolayi kakaolu diyorlardi.. Bu arada kekin cok nefis görünüyor eminim tadi da öyledir. Ellerine saglik!
29 Ekim 2005, 10:38 pm
Fethiye,
Hachiya buldum ve denedim. Sonucu bildiriyorum :) Tadi guzel fena degil ama dislerim cok kotu kamasti o yuzden pek sevemedim. Belki icecek seklinde olsa daha iyi olabilir.
30 Ekim 2005, 3:07 am
fethiye’cigim,
çirali’da dalindan topladim evvelki gün hurmalari, birazdan deyip duruyorum ya bir türlü yazamadim. hatta yanimdaki japon kiz meyvenin japonca adini da söyledi onlar taze veya kurutulmus olarak tüketirlermis. gisela’nin bahçesindekiler de sag taraftaki ufaklardan, onlarin tadi da ayri güzel ama bizim pazarlarda iyice olgunlasmislari satildigi için içlerinde zerre kadar burukluk olmuyor ve ben bu meyveye asigim resmen. öyle lezzetli ki, nasil olup da görür almazsiniz kizlar? bir bilgi daha: antalya’da ‘amme’ adiyla biliniyor!
tijen
30 Ekim 2005, 11:13 am
Nevin, o buruk tadina ragmen seviyoruz iste ;) Belki de tam olgun degildi? Tulin’in tavsiye ettigi gibi elmayla bekletip iyice yumusatsan bir dahaki sefere?
Tijen, benim aldigim Japon ailenin bahcesinde uretilenlerin listelesine baktim da su cesitleri var onlarda ve bir vakitten sonra kurutulmusunu da satiyorlarmis. Hachiya (soft), Fuyu (apple type), Hyakume (treated), Maru (chocolate).
Yesil: afiyet olsun!
22 Kasım 2005, 3:20 pm
Fethiye,
Tekrar sans verdim ve elma ile bekletip yumusattim. Evet bu hali ile kesinlikle yenilebilir :) Ham olarak yemeye kalkismak cok akillica degilmis. Simdi de kek deniyorum bakalim ne olacak
4 Ekim 2006, 10:08 am
Ilk defa sert cinsine Arnavutluk’ta rastlamistik ve biz de “ne garip zevkli insanlar” diye dusunmustuk. Sonradan ogrendik sert yendigini :). Ama orada yumusak olanlari da vardi ve 1-2 Dolar’a dunyalar kadar ham’indan alip olgunlasmasini bekler ve yerdik. ABD’de yanina bile yaklasamiyoruz, cok pahali: Tanesi 2$ civari ve tadi da o kadar guzel degil.
4 Ocak 2007, 1:53 am
Feto, senin kek ünlü olmuş :)
Yazıyı okur okumaz bu Feto’nun keki dedim. Kabarmayan kek, pudra şekeri ve tarçınlı süt olayı bitirmiştir.
4 Ocak 2007, 8:04 am
Off Mine! Tarcinli sut ve hatta kefir ama ya, cidden bu kadar olmaz. Elbette kefir benim eklememdi o tarife, yoksa buttermilk kullaniliyordu. Cok merak ettim, hatun kendisi denedi mi tarifi acaba?
Gazetelerde kose yazisi yazmak icin belirli bir birikiminin olmasa da is bulacagini artik cok iyi biliyoruz!
6 Ocak 2008, 5:32 am
hatunun yaptığını sanmam.neyse mersinde biz sert olanına hatay hurması deriz.bak birazdan pazara gidip alıcam ve yapıcam.acayip sevdimbu tarifi .emeğine sağlık paylaşımın için tşk.
19 Ocak 2008, 5:30 am
Merhaba,
evdeki trabzon hurmalarini nasil degerlendirecegimi dusunurken, tarifiniz cikti karsima. denedim. evi, iştahi acan, muthis bir koku sardi ki sormayin. sirf bu kokuyu dukmak bile doyuruyor insani. ancak 1-2 sorunla karsilastim. Sizlere danismak istedim. Kekim bir turlu pismek bilmedi. 1 saat durmustur firinda belki daha cok. disi pisiyor ama ici hafif islak kaldi. ben de dayanamadim ve yanmadan cikarayim dedim. İcinin İslak kalmasinin sebebi, icine kullandigimiz meyve puresinden mi kaynaklaniyor - ben sizin olcunuzden biraz daha fazla pure kullandim, yoksa kek hamurunun kivami ile ilgili bir sey mi, yoksa firin isisi mi?
Bu arada, kek hamurunun kivami nasil olmali? her tarife gore degisiklik gosteriyor mu? yemek yapmayi cok seviyorum ama kek hamuru kivami benim icin en karisik kisim. Sizin tarifinizi uyguladigimda, hamurum koyuca bir kivam aldi . kasiga bir miktar alip, doktugumde, agir agir akiyordu.
tavsiyelerinizi bekliyorum. tesekkurler
27 Ocak 2008, 5:49 am
Ben de ‘cennet meyvesi’ dendiğini bilmiyordum. Sadece ‘hurma’ olarak bilirdim. Trabzon kökenli olduğum için belki de :)
Doğrusu ilk yediğimde hoşlanmamıştım; çünkü pek olgun değildi yediğim. Sonra olgunlaşmışından denediğimde tutkunu oldum diyebilirim.
Ham alınsa da biraz güneş gören bir pencere kenarında bekletildiğinde olgunlaşan, sevecen, halim selim bir meyve :)
1 Ekim 2008, 5:53 am
bayanlar coğunlukta ama bir demeden yapamıyorum,neden orjınal şekilde yemeyi düşünmüyoruz her şeyin orjınalı güzel olduğu gibi bu meyveninde doğal hali cok güzel,3 tanesını alıp soyacak ve bır kaseye koyduktan sonra KAŞIK KAŞIK yemeyi denesenize….
16 Ekim 2008, 3:07 pm
ben bursalıyım.bahçemizde bol miktarda yetiştiriyoruz.ama hiç kek yapıldığını duymamıştım.elinize sağlık.
10 Kasım 2008, 10:57 am
ben bu meyvenin adını cennet hurması olarak bilirdim bizde cennet hurması derler bugün pazardan aldık pazarcı bilgisayar çıktısını tezgaha koymuş aslında adı başka bir şeymiş ama ne olduğu yazmıyordu ararken sizin sitenizi buldum