Archive for Mart, 2006

Çiçekli Sirke

Saturday, Mart 25th, 2006
Nasturtium Sirkesi

Sirkeyle aram pek yoktur ama balsamik ve tatlandırılmış sirkelerin bazılarını çok severim. Bu da onlardan biri ve yenebilen çiçekleri olan nasturtium bitkisinden yapılıyor. Türkçesinin “Latin Çiçeği” olduğunu sanıyorum bu bitkinin.

Geçen sene komşum sayesinde farkına vardım ben bu çiçeğin ve bizimkilerin seveceğini düşünerek tohumunu alıp Mersin’e götürmüştüm. Yazın eve gittiğimde, bahçe kapısından girer girmez dönüp de ön bahçedeki açmış çiçeklere bakıp gülümsedim kendime; meğer bizimkilerin bahçesinde de varmış da ben hiç farketmemişim! Ama ne yenebildiğini biliyorlardı ne de bu sirkeden haberleri vardı.

Yapmanız gereken bir kavanoza bu çiçeklerle birlikte beyaz üzüm sirkesini koymak ve kavanozu sıkıca kapatıp, ışık almayan bir ortamda 2 - 3 hafta beklemek. Ben bu fotoğrafları çekip yazıyı yazana kadar sirkenin rengi dönmüştü bile ama gelecek haftalarda sirkeyi şişesine geri koyup da karşılaştırmalı fotoğraflarınıda yayınlayacağım. Aynı işlemi geçen sene de komşum için yapmıştım, salatalarında kullandılar.

Bu işin bir ölçüsü olduğunu sanmıyorum ama 350ml sirke içine 25 tane çiçek koydum. Öyle azgın ki bu bitki çiçeğini kopardıkça daha da açıyor. Tohumunu bulursanız alın, çok kaliteli bir toprak da istemiyor tek istediği bol güneş. Salatalarınıza da renk, çok hoş bir tat verirler, söylemedi demeyin!

nasturtium
nasturtium

Evde Kaymak Yapmak Mümkün mü(ş)

Çarşamba, Mart 22nd, 2006
Kaymak

Buralarda bazen kaymak adı altında bir şeyler satılıyor, rastgelip de almışlığım var ama hiç de alıştığımız kaymağa benzemiyor, daha akışkan oluyorlar. Ayva tatlısı, ekmek kadayıfı onsuz olmaz ama ben kahvaltıda da çok severim; balla karıştırıp yemesini. Zaten ne ayva ne de ekmek kadayıfı bulabiliyoruz buralarda!

Tarifi Özcan Ozan’ın “The Sultan’s Kitchen” adlı kitabından almıştım. Amerikada yaşıyor ve bu kitaba halA sahip değilseniz şiddetle tavsiye ederim. Orada Özcan beyin de dediği gibi gerçek kaymak değil bu, sadece yerine geçebilecek çok iyi bir taklidi. Sonuç harika oldu, kesinlikle tavsiye ederim biz son 15 gündür çeşitli şekillerde değerlendiriyoruz ama en çok da kahvaltı sofrasında yerini alıyor kaymağımız.
Bu şekilde kaymak yapımı için gerekenler krema ve sabır! Kullandığım krema Amerikada satılan heavy cream, sanıyorum ki Türkiye’de de çiğ krema adıyla satılıyor.
Elimde dondurma yapımından artakalan bayağı bir miktar krema vardı, 4 bardak kadar, hepsini kullandım ve yaklaşık 2.5 bardak kadar kaymak elde etmiştim. Yapmanız gereken kremayı geniş tabanlı, ağır bir tencerenize koyup çok hafif ateşte devamlı karıştırarak, kaşıkla havalandırarak pişirmek. Yaklaşık 40 - 45 dakika bu işlemi uyguladıktan sonra kremanın iyice kalınlaştığını, miktarının bayağı bir azaldığını göreceksiniz. Ateşten alıp başka bir kaba aktarın, üzerine değecek şekilde saranla (*) kaplayın ki rengi sarılaşmasın, sulanmasın diyor Özcan bey ki çok haklı. Öylece kapladıktan sonra oda sıcaklığına gelmesini bekleyin sonra da buzdolabına kaldırın. İyice soğuyup da kalıplaşınca: afiyetle!

Kaymaklı Kayısı

Hani kağıt mendile selpak deriz ya, ABD’deki en bilinen ’strech film’ markasının adı da Saran ve herkes bu malzemeye saran diyor! Kimbilir bu ismi almasının nasıl bir hikAyesi var, ben bilmiyorum doğrusu ama bir bilen çıkar da paylaşırsa sevinirim! Hadi Türkler bırakalım biz de strech fim demeyi de “saran” demeye alışalım. Zor mu?

Çoban Kavurma

Pazar, Mart 19th, 2006
coban Kavurma

Kuzu etini bazısı sevmez, kokuyor der. Siz de onlardansanız hiç taze soğan ve dereotuyla pişmişini yediniz mi? O enteresan et kokusu dereotununki çok iyi bastırıyor. Bu üçlü (kuzu eti + taze soğan + dereotu) klasik bezelye yemeğine de çok yakışıyor ya da güveçte pişirmeye.

Bugün mutfakta kitapları toparlarken eskiden kalmış Sana‘nın Et Yemekleri Kitabına rastladım. Unuttuğum ne yemekler vardı mutfağımızda diye bakınırken bu çoban kavurma gözüme çarptı. Yapımı kolay, kısa zaman alıyor ve lezzeti de yerinde.

Tarifi benim yaptığım değişikliklerle yazıyorum; değil Sana, uzun süredir hiçbir margarin türünü kullanmadığımdan ve Giritlilerin “ete zeytinyağı kullanmak” alışkanlığından dolayı zeytinyağıyla yaptım.

Amerikada yaşayanlara tavsiye edeceğim bir konu da Avustralya ya da Yeni Zelanda’da yetişmiş kuzu etinden almaları. Alıştığımız tada daha yakın bir et çıkıyor.

Gerekenler:
(4 - 5 kişilik)

  1. 750 gr kuzu eti, yağsız kemiksiz kuşbaşı
  2. 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  3. 2 ufak kuru soğan
  4. 10 adet taze soğan
  5. 1 demet dereotu
  6. tuz + karabiber+ kekik

Yapımı:
Ön hazırlık olarak kuru soğanları ayıklayıp ikiye bölün. Taze soğanları ayıklayıp 5cm boyunda kesin. Dereotunu irice kıyın.
Büyükçe bir tencereye kuzu etini koyup, iyice yıkayın, suyu süzün, zeytinyağı ve kuru soğanları da ekleyip orta harlı ateşte pişirmeye başlayın. Suyunu salıp çekinceye kadar arada karıştırarak pişirin. 10 - 15dk sürüyor bu işlem. Kuru soğanları alın, yerlerine taze soğanları ilave edin ve ağır ateşte 5dk da öyle pişirin.

Tuz, biber, kekiği ekleyip 5dk daha pişirin, tencereyi ocaktan alın ve dereotunu ekleyin, karıştırıp tencerenin kapağını kapatın. ılık bir yerde (ya da tencerenin üzerine ağır bir mutfak bezi örterek) 5 dk demlenmeye bırakın.

Afiyet olsun!