Archive for Nisan, 2006

Sübye

Pazar, Nisan 30th, 2006
subye.jpg

Karpuz çekirdeğini ne yapacağımızı çok iyi biliriz de kavunun çekirdeğinden ne yapılır hiç bilmezdim. Ta ki geçen sene “Bir şey yapılıyorsa Tijen kesin meyveler kitabında bahsetmiştir” diye düşünüp, kavun ile ilgili sayfaları çevirip de bu tarifi bulana kadar. Meğer İzmir’in Kemeraltında (eskiden) satılan, çok sevilen bir şerbet yapılırmış; sübye. Hala satılmıyorsa ne yazık, keşke bu unutulmaya yüz tutmuş şerbetlerimiz yeniden kazandırılsa toplumumuza, yaşantımıza da kimseye yararı olmayan asitli içeceklerden uzaklaşsak, çocuklarımız hiç tanışmasa.
Yapımı çok kolay olan bu şerbetimizi denemenizi tavsiye ederim, çok hoş bir tadı var.

Gerekenler:

  • 1 bardak yıkanmış kurutulmuş kavun çekirdeği
  • 4 bardak su
  • 3/4 bardak şeker

Kavun çekirdeklerini su ve şekerle birlikte blendere koyup 10 - 15 dk, iyice püre olup da bembeyaz olana kadar çekin. Üzerine tülbent koyduğunuz süzgecinizden geçirip sürahiye aktarın. İyice süzüldüğünde şekerini kontrol edin, azsa ekleyip eriyene kadar karıştırın. Buzdolabında iyice soğutup servis edin.

Tarifi Gökçen Adar’dan aldığını belirten Tijen, bu içeceğin 2 günden fazla dayanmayacağını, kullanılacağı zaman hazırlanmasını da salık veriyor. Teşekkürler Tijen ve Gökçen bey bu tadı bize hatırlatıp, öğrettiğiniz için.

Ekleme (1 Mayıs 2006): demin internette başka kültürlerde de yapılır mı acaba diye kısa bir araştırma yaptım da Meksikalıların meşhur horchatasının da kavun çekirdeğiyle yapılan bir çeşidi olduğunu gördüm. Bu içeceğin en yaygın yapılış şekli olan pirinçlisini içmiştim.

Zeytinyağlı Çağla

Pazartesi, Nisan 24th, 2006

Zeytinyağlı Çağla

Çağladan yemek yapıldığını tam bir sene önce öğrenmiştim. Daha sonra elimdeki Gaziantep yemekleri kitabında etli, nohutlu ve süzme yoğurtlu bir çağla yemeği de gözüme kestirdiysem de çağla badem bulamadığımdan sadece bakınıp iç geçiriyordum ki bu haftasonu karşıma çıkıverdi çağlalar. Gömü bulmuş gibi sevinip, görmemişler gibi (ki bu konuda gibi demek gerçekten yersiz!) aldım geldim evimize. Bu akşam, yemekten sonra kendi kafama göre, geçen sene duyduğum tarifi hatırlamaya çalışıp bir şeyler çıkarttım. Sonuç enteresan, ekşi seviyorsanız kesinlikle tavsiye edeceğim bir yemek.

Badem gibi çağla da Farsçadan geçmiş dilimize. Taze, genç anlamındaki bu kelime her ne kadar genelde badem çağlası için kullanılsa da şeftali, kayısının olmamış, yeşil kabuklu körpe hallerine de deniyor. Bu konuyu aldığım dükkanın İranlı sahibine de teyit ettirdim ;) Adamın Türk müşterisi az değil belli ki Türkçedeki telafuzunu da biliyor, Farsçasıyla karşılaştırıyordu.
Çağlaları farklı bir şekilde tüketmek isterseniz, buyrun diyorum, zeytinyağlı çağla yapıverin siz de. Bu ölçülerle fotoğrafta görülenlerin hepsi çıktı, kesinlikle en fazla iki kişilik bir zeytinyağlı yemek ölçüsü:

  • ikişer sap çok ince taze soğan, taze sarımsak
  • 200 gr çağla
  • 2 yemek kaşı zeytinyağı
  • 1/2 yemek kaşığı şeker
  • bir fiske tuz

Taze soğan ve sarımsakları güzelce yıkayıp incecik doğrayın. Çağlaları yıkayın, enlemesine ortadan bölüp çekirdeklerini (daha da büyüse badem olacak kısımlarını yani) çıkartın. Ufak bir tencereye zeytinyağıyla birlikte soğan ve sarımsakları ekleyin. Azıcık kavurup çağlaları da ekleyin, tencerenin kapağını kapatıp arada bir silkeyerek çağlaları kavurun. 5dk kadar sonra üzerini azıcık örtecek kadar ılık su ilave edip şeker ve tuzu da ekleyip, karıştırın ve tencerenin kapağını yine kapatıp 10dk kadar ya da çağlalar yumuşayıncaya kadar pişirin.

Afiyet olsun!

Kepekli Minik Kekler

Salı, Nisan 18th, 2006

Kepekli Minik Kekler

Kahvaltı alışkanlıklarımı sormuştu Sibel‘ciğim ama ben bir türlü yazamadım gitti. Bu da benim kahvaltılık tariflerimden biri, sabahları evden çıkmadan meyve sularımızı içeriz ve yanıma bir minik kek alır işe giderim.  Orada neredeyse ilk yaptığım iş yanımda götürdüğüm kek ya da kurabiyelerle içmek üzere çay almak — nerede öyle ortada dolaşan çaycılar! :)

Bence çok tatlı olmadıkları için kahvaltıya uygun bu kekler. Hani peynirli zeytinli kahvaltılarımız sadece haftasonunda edilseler de diğer günler de çok tatlı yiyerek başlamak istemiyorum güne.

Bu tarifin orijinali biraz daha farklı. Kendime göre oynamalar yapmıştım ilk bulduğumda, sonradan da kuru meyveleri arada bir değiştirerek yepyeni mini kekler yapar oldum.
Gerekenler:

  • 1 1/2 bardak kepekli un
  • 1/2 bardak yulaf kepeği (bulamazsanız yulaf da konabilir herhalde)
  • 2 tatlı kaşığı toz tarçın
  • 2 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşıgı tuz
  • 1 bardak kuru üzüm
  • 1/2 bardak kırık ceviz
  • 1/2 bardak esmer şeker
  • 1/3 bardak zeytinyağı
  • 2 yumurta
  • 1 1/4 bardak süt (ya da kefir)
  • 1 yemek kaşığı vanilya özü (ya da 1 paket vanilyalı şeker)
  • 1 tatlı kaşığı portakal kabuğu rendesi

Yapımı:

  1. Fırınızı 200C’de (400F) ısıtın. Muffin kalıpları kullanacaksanız 14ünü kağıt ile kaplayın. Ben ufak kek kalıpları olan bir tepsi kullanıyorum ve her bir oyuğu iki muffinden biraz fazlasına denk geliyor ve 6 tane oyuk benim işimi görüyor.
  2. İlk 7 malzemeyi karıştırın. Üzüm ve cevizleri ekleyin
  3. Başka bir kapta yumurtaları çırpın, sütünüzü, vanilyanızı ve portakal kabuğu rendenizi ekleyin. Kuru karışımı da ekleyin, iyice karıştırın.
  4. Kullanacağınız kaplara eşit bir şekilde dağıtın
  5. Kürdan testini geçene kadar yaklaşık 18 - 20 dk pişirin

Siz de benim gibi işyerinde kahvaltı ediyorsaniz bir kaç günlük kahvaltınız hazır!