Lahmacun
Çarşamba, Temmuz 19th, 2006
Lahmacun nedense bana hep yaz aylarını hatırlatıyor. Mersin’de genelde lahmacun içi (ya da üstü) evde hazırlanır, mahalledeki fırına gönderilir. Fırın ustası ufacık lahmacun ekmeklerine evde hazırlanan üstten paylaştırır ve belirli bir süre sonra evin erkeği (ya da çocukları) lahmacun tepsisini öğle yemeği için yetiştirirler.
En azından bizim ailede, lahmacunla yenmek üzere önceden tarifini verdiğim semizotu salatası benzeri salatalar ve kesilmiş limon ile servis edilir. Ben bu sefer bir de köz patlıcan salatası yaptım.
Mersin’in ufacık lahmacunlarına alıştıktan sonra Ankara’da yediklerim bana devasa gelmiştir hep. Urfa ve Gaziantep mutfağını temsil eden lokantalarda yediklerim ise Mersin’de alıştıklarım gibi, avuca sığacak kadardılar. Sanki herşeyin ufağı daha güzel mi oluyor nedir, ben de bu ufakları seviyorum!
Canımız lahmacun istedi ama bu işi yaptırabileceğim bir fırın yok etrafımda. Hava da sıcak; evdeki fırının başına geçip hiç uğraşmak istemiyorum. O zaman düşündüm ki bahçede, mangalın üzerinde pişirmeyi denemeliyim. Pizza yapmak için kullandığımız bir yuvarlak taşımız var, mangala tam geldi. Mangalın da kapağı olunca biraz enteresan bir şekilde taşfırın elde etmiş olduk.

Tarife gelince. Damak tadlarımızın pek bir benzediği, YeşilErik‘in eşi Erik’ten aldım. Çoğunlukla kelimesi kelimesine uyguladığım tarifi can-ı gönülden tavsiye ediyorum. Benim yaptığım en büyük değişiklik hamuru 16′ya bölmek oldu. Böylece bizim taşfırına yerleştirmek de kolaylaştı. Unutmadan: pizza taşının üzerine mısır unu serptim ki hamur yapışmasın. Lahmacunun içi pişince de mangalın direkt üzerine koydum ki hamuru da iyice pişsin. Bir de, pişenler, diğerleri pişene kadar soğumasın diye bir tepsiye mutfak bezi serip, pişenleri bohçaladım; aynen fırın ustası usulü!
Sizler de denerseniz, umarım beğenirsiniz.
Afiyet olsun. Tarif için çok teşekkürler Erik ailesi!

