Archive for Ağustos, 2006

Zafer Bayramı, Bir Kitap ve Mola

Salı, Ağustos 29th, 2006

Zafer Bayramınız kutlu olsun.  Bu vesileyle, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ve sonrasına bir bakış için Metin Aydoğan’ın kısa ve çok iyi yazılmış Türkiye Üzerine Notlar‘ını okumanızı tavsiye ederim.  İnternet üzerinden de erişebileceğiniz için kitapçıya gitmeyi beklemeye de gerek yok. Mustafa Kemal’in nasıl büyük bir devlet adamı olduğunu, egemenlik için halkın katlandıklarını hala kavrayamamışlara okutabilmeniz dileğiyle.
Bir süre buralarda değil, bir çoğunuzun olduğu diyarda olacağım. Bu süre zarfında tarifler hakkında herhangi bir soru ya da yorum olduğunda cevap vermem ya da modereye takılanları yayınlamam gecikecek. Kısmetse dönüşte görüşmek üzere.

Cezerye, fındıklısı

Pazar, Ağustos 27th, 2006
Cezerye

Cezerye yapacağım, tarifini buraya da yazacağım dedim ama meğer kolay değilmiş ölçüsünü tutturmak. Bir kaç denemem cezerye dışında bir çok şeye benzemişti; görüntü olarak değil de tat olarak. Görüntü her zaman yerindeydi.

Adını Arapça havuçtan (cezer) alan bu tatlıyı Mersin civarına gidip gelenler hediyelik bir paket getirmeden duramazlar. En bilindik yerler genelde çarşı içindekilerdir ama bence en iyi cezeryeyi Camii Şerif Mahallesindeki “Şekerci Akif”ten alabilirsiniz. Şimdilerde rahmetli Akif amcanın oğlunun işlettiği dükkanın yerini kısa yollu tarif etmem gerekirse Merkez & İş Bankaları civarında, İleri ılkokulunun olduğu sokakta olduğunu söyleyebilirim. Geçen sene buraya getirmek üzere cezerye almaya gittiğimde nasıl yapıldığını, içine ne konduğunu sorduğumda havuç ve şeker demişlerdi. Başka dükkanlarda farklı eklemeler yapabiliyorlarmış. Macun kıvamına getirene kadar pişir, sonra da tezgaha döküp kurut. Tabii demesi bu kadar kolay ama bu işi yapmak da bir ustalık istiyor belli ki.

İlk yapışlarımda hiç su eklemedim, sonuç pek iyi olmadı. Sonunda azıcık su eklemeyi, havuçla şekeri karıştırmadan, şekeri az bir suda eritmeyi akıl edebildim. Yine ilk denemelerimde şeker/havuç oranından emin olamadım; ya çok az ya da çok fazla koydüm. Göç gide gide düzelir demişler sonunda havucun tatlılığına bağlı olarak, yaklaşık olarak yarı ölçü şeker gerektiğine kanaat getirdim.

Yani; kolay bir tarif değil bence.

Aslında cevizli yapacaktım ama madem fındık yemeyi teşvik ediyoruz bu aralar, hatta Sheker‘im de fındıklısını istemiş, elimde kalan fındıkları kullanarak fındıklı denemesini yaptım.

  • 250 gr havuç
  • 110 - 125 gr şeker
  • çok az su
  • bir avuç fındık
  • yarım avuç kadar hindistan cevizi tozu
  1. Öncelikle fındıkları tavada ya da fırında kavurun. Ben tavada kavurdum. Sıcakken bir mutfak havlusuna alın, çoğunun kabukları çıkana kadar ovuşturun. Ya havanda ya da elektrikli dövme aletinizi kullanarak çok ufak olmayan parçalara bölün ya da tüm fındık istiyorsanız cezeryenizde hiç kırmadan bırakın
  2. Havucu soyup rendenin ince tarafını kullanarak rendeleyin
  3. Şekeri çok az bir su ile eritin, havuçlarla birlikte ufak bir tencereye, kısık bir ateş üzerinde pişirmeye başlayın. Karıştırın ki dibine tutmasın ve havuçlar su salıp, geri çeksinler
  4. Koyu macun bir kıvam alana kadar karıştırın, en son fındıkları da ekleyin, karıştırın
  5. Mümkünse mermer bir tazgaha dökün, olmazsa benim gibi bir tabağa da dökebilirsiniz. Bu aşamada kıvamı pek akışkan olmayacak. Tahta kaşıkla şekil verin, soğumaya, kurumaya bırakın. Servisten önce dilediğiniz büyüklükte kesip hindistan cevizine bulayın.

Afiyet olsun!

Fındık Kavrulurken
Fındık Kabukları
Her hakkı bloglararası fındık projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

Kurutulmuş Domatesler, Patlıcanlar

Pazar, Ağustos 20th, 2006
Kuru Domates

Bu sene bahçeye yanılmıyorsam 6 ya da 7 kök domates ektim. Bazısı kiraz, bazısı sarı ampul seklinde ama çoğu da bildiğimiz klasik domates. Herbiri aldılar başlarını gidiyorlar. Geçen gün iş dönüşünde eve gelince topladıklarımın bir kısmını daha sonra kullanmak üzere kurutmaya karar verdim. Yaşadığım yerde havalar sıcak ve kuru, üstüne üstlük bahçede kurutma imkanım da var. Eğer ki siz nemli bir yerde yaşıyor ya da hava kirliliğinden yakınıyorsanız fırınınızı kullanabilirsiniz. Fırını 100C ısıya ayarlayıp kapağını hafif açık tutun ki oluşan buharlar çıksın, domatesler daha kolay kurusun.

Kuru DomatesBu işlem için bence en uygun domates etli olduğu için Bursa domatesi diye bildiğim yumurta şeklinde olanlar. Tam olgunlarını 0.80 - 1cm kalınlığında kesip, normalde kek, kurabiye soğuttuğum tellerin üzerine koyup, biraz da tuzlayıp, sonra da üzerlerine, domateslere değmeycek şekilde gelinlik kız gibi tülbent geçirip güneşli bir yere koyuyorum. Havanın esintisine, sıcaklığına ve nemine göre değişebiliyor kurutma işleminin alacağı süre. Hatta kurutmaya başlamadan önce kestiğiniz domateslerin fazla suyunu alırsanız daha da çabuklaşacaktır.

Kurumuş domatesleri pek bir şeye karıştırmadan, iyice kuruduğuna emin olunca cam kavanoza koyup saklıyordum. Bu sene bir değişiklik yapıp zeytinyağı + sarımsak + biberiye karışımında bekleteceğim.

Kuru DomatesDomatesleri bir başka saklama yöntemi de ortadan kesip, kabuğu elinizde kalana kadar rendeleyip buz yaptığınız kalıplarda dondurmak. Donunca çıkartıp buzluğa uygun poşetlerde saklayıp yemeklere domates eklemek gerektiğinde bir kaçını kullanmak. şişe domatesi de yapardık eskiden ama nedense bu sene onunla hiç uğraşmak istemedim.

Bu sene ilk defa, yine bahçede büyüyen patlıcanları da kurutmaya karar verdim. Annemin patlıcanlı pilavını kışın da, kendi patlıcanlarımızla yapabileceğim böylece. Kuruyunca bayağı bir küçüleceği için patlıcanları irice kestim; yaklaşık 3cm x 3cm boyutunda. Tuzlu suda bir kaç saat beklettikten sonra çıkan koyu suyunu döktüm, patlıcanları elimle sıkıp yine aynen domatesleri kuruttuğum düzeneğe koydum. Boyutları yüzünden patlıcanların kuruması daha uzunca bir zaman alacak gibi.

Kuru Patlıcan

Kuruyan patlıcanları ise tam takır takır kurumama ihtimallerine karşı küflenmesinler diye bez bir torbaya koyup kilerde saklamayı düşünüyorum.

Değil pek, hiç zor olmayan bu kurutma işlemlerini çok bir şey yapmışım gibi anlatmak değildi niyetim. :) Tam zamanı bu işler için, hatırlatayım istedim.

Kuru Patlıcan