Archive for Ağustos, 2006

Fındıklı Kurabiye

Saturday, Ağustos 12th, 2006

Fındıklı Kurabiye

Uzun zamandır yapıp da sizlerle paylaşmak istediğim bu tarifi Oya abla ve Burcu‘nun başlattığı, benim de Mine‘den duyduğum Fındık Tüketelim kampanyası için yapıverdim. Siz de biliyorsanız bu tarifi hatırlatmış olurum hem ya da şimdi ilk defa duyduysanız belki sevdiğiniz bir fındıklı kurabiyeniz olur diye.

Sizin de çayın yanında bir şey lazım dediğinizde, ya da canınız çok kolay, her seferinde bir önceki kadar başarılı olan bir kurabiye istediğinde başvurduğunuz tarifleriniz vardır herhalde. İşte bu da bizim aileye bir şekilde girmiş, bir aralar evin çoçuklarına “yine mi fındıklı?” dedirtecek kadar çok yapılmış ama şimdi farkediyorum da aslında pek de usanmadığımız bir kurabiye. İtiraf ediyorum, ben geçen güne kadar hiç yapmamıştım ama fırına sürdüğümde bir daha anladım bizimkilerin neden bu kurabiyeye taktıklarını; yapımı çok kolay. Sonuç ise her zamanki gibiydi; çıtır çıtır lezzetli.

Hem de fındıklar var içinde. O güzelim fındıklar. Üreticisine “biz bunları neden ektik ki?!” dedirtmemesini umduğumuz fındıklarımız. Dünyada %70ini ürettiğimiz halde nedense söz sahibi olamadığımız fındıklarımız.

Lütfen bana “Türkiyenin başka sorunları var, fındık mı en önemlisi?” demeyin. Siz de katılın bu kampanyaya ve fındık tüketin bol bol.

  • 250 gr tereyağı
  • 2 yumurta (birinin akını bir kAseye ayırın, üzerlerine sürülecek
  • 1 su bardağı dövülmüş fındık + 10 tane kadar kurabiyelerin üzerine koymak üzere tüm fındık
  • 1 su bardağı şeker
  • 3 su bardağı un (belki biraz daha fazla gerekebilir)
  • 1 çay kaşığı karbanot + 1çay kaşığı limon suyu
  1. Fırınızı 180C’ye ayarlayın, ısıtın
  2. Oda sıcaklığındaki tereyağ ve yumurtaları (birinin akını ayırın) şeker ve iki bardak unla büyükçe bir kaba alın. Karbonat + limon suyunu köpürtün, karışıma ekleyin ve yoğurun. Elinizden ayrılan, kapta toplanan, çok yumuşak bir hamur yapana kadar un ekleyin
  3. Hamuru temiz bir tezgaha alın, bir merdana yardımı ile 0.75cm - 1cm kalınlığında inceltin. Kalıpla kestiklerinizi yağlanmış tepsiye alın. Kestikçe kenarda kalan hamurları yeniden birleştirip, kesin, ve 25+ tane kurabiyeyi tepsilere yerleştirin
  4. Tüm ya da ortadan ikiye bölünmüş fındıkları kurabiyelerin ortasına oturtun
  5. Kaseye ayırdığınız yumurta akını hafif çırpın, fırça ile kurabiyelere sürün
  6. Önceden ısıttığınız fırında 15 - 20dk kadar, üzerleri hafif kızarıncaya kadar pişirin

Yanına çay demlemeyi unutmayın ve afiyet olsun!

Her hakkı bloglararası fındık projesine aittir. Bu yazımla ilgili hiçbir maddi talebim olmayacaktır.

Yabani Meyvelerle Reçel, Şurup

Çarşamba, Ağustos 9th, 2006
Gooseberry Receli

Yazların vazgeçilmezi oldu bu yabani meyveleri toplamak, onlardan şurup, reçel yapmak ya da öylesine, tazecikken tüketmek. Bulunduğum yerde böğürtlen o kadar çok ki, zamanını kaçırmadan toplayabilirseniz senelik reçellerinizi hazırlamanız işten bile değil. Son 6 senedir ben de aynen öyle yapıyorum. Bu sene iki tane daha yabani meyveyle tanıştım: Türkçesini bilmediğim gooseberry ve yabani frenk üzümü. İngilizcesi gooseberry olan meyvenin Türkçesini bulabilmiş değilim, bir bileniniz olursa bilgilendirirseniz sevinirim. Frenk üzümlerinin de yabanisine ilk defa dikkat ettim; hep zehirlidir diyerek uzak durduğum bir çalıymış meğer! Eşimin annesi sayesinde tanıştım bu meyvelerin yabanileriyle ve yine onunla yaptık reçeli de şurubu da.

Gooseberry Calisi

Bu çok dikenli yabanı gooseberry meyvelerini toplarken kesinlikle bahçe eldiveni giymeniz gerekiyor. Çalısını tanımazsanız, meyveleri görseniz de yenebileceğini tahmin etmek, dikenleri dolayısıyla biraz imkansız gibi. Gerçi eldivenle biraz ovuşturunca, dikenleri yumuşatınca yiyebildim ama yine de öyle hemen ağza atılacak bir şekle gelmiyor. İçi ise minik minik çekirdek dolu. Tadını anlatabileceğimi sanmıyorum; ekşice ve birazcık murt (yabani mersin bitkisinin meyvesi) tadı var gibi. Pektininin çok olduğu söyleniyor.

Yabani Frenk Uzumu

Reçelini yapmak için meyveleri koyduğumuz tencereye, meyvelerin hacminin 1/3′ü kadar su ekledik ve hafif ateşte kaynamaya bıraktık. Su ısındıkça meyveler de patladı, sularını saldılar ve suyun rengini, tadını değiştirdiler. Hepsinin ezildiğinden emin olunca bir süzgeçten geçirip süzülen suyunu topladık ve posayı da attık. Çıkan su, şaşırtırcasına pembeye çalan bir renkti. Soğuyunca daha da pembeleşti ve hatta şeker ekleyince iyice rengi döndü. Yeşil bir meyveden nasıl oluyor da bu renk çıkıyor, ben anlamış değilim. Eşimin annesinin bulduğu tarif nedense suyun iyice soğumasını, şekerle öylece karıştırılıp pişirilmesini söylüyordu. Ve oran olarak da 2 bardak soğuk meyveli suya yarım kilo şeker verilmişti. Biz de öyle yaptık ve koyulaşıncaya kadar (soğuk bir tabağa damlatıp buzdolabına kaldırın, sertleşıyorsa olmuş demektir) ve 104C (220F) sıcaklığına ulaşınca kadar kaynattık. Sonra da sterilize ettiğimiz kavanozlara boşaltıp kapaklarını beklemeden kapattık, vakumlandılar.

Şurup içinse pektini pek fazla olmayan, tadı da pek yerinde olmayan frenk üzümlerinin suyuyla karıştırdık goosebery’leri kaynattığımız suyuö ve şekeri yine yukarıdaki oranda ekledik. Yarım saat kadar kaynatıp, koyulaşmadan kavanozlara boşalttık. Serin serin meyve suyu istediğimizde su ya da maden suyu ile karıştırıp içilecekler.

En yukarıdaki fotoğrafta, nispeten daha koyu renkte olan frenk üzümlü şurup, öndeki kavanoz da sadece gooseberry kullandığımız reçel. Yemyeşil meyveden bu renkte reçel çıkıyor işte.

Evde yapılmış şurubun, reçelin yerini başka bir şey tutmuyor benim için. Hele ki meyvelerini de siz topladıysanız.