Cennet meyvesine Trabzon Hurması dendiğini öğrendiğimde neden “hurma” deniyor ki diye düşünmedim değil. Yakınımızda, bu meyvenin bir çok çeşidini yetiştiren, neredeyse bu meyveye ve tarıma kendini adamış Japon bir ailenin bahçesinden, tazecikken alıyorum çoğu zaman. Yeni tanıştığım, elma gibi sert olan cinsi daha çok bekleyebildiği için onu tercih ediyor oldum son iki senedir. Ama sulu sulu, olgun cennet meyvesine de hiçbir zaman hayır demem.
Yine aynı aile bir de kurutulmuşlarını satıyor bu meyvenin. Kurutulmuş cennet meyvelerine hoshi gaki deniyormuş Japoncada. Geçen gün gitmişken ilk defa bu kurularından da aldım ve ilk ısırıkta bu meyveye de hurma denmesinin sebebinin tesadüf olmadığını düşünmeye başladım: kuru cennet meyvesi ile hurmanın tadı o kadar benziyor ki! Hem meyve olgunlaşmadan kurutulduğu halde o burukluğundan da eser yok. Çekirdekler kurumuş, dikkatle yemek gerekiyor.
Nasıl kurutulduğuna gelince: Eylül - ekim aylarında elma gibi sertken toplanan cennet meyveleri soyuluyor, iki tanesi bir ipin ucuna baGlanIp, dengelenip asılıyor. Havanın kuruluğuna bağlı olarak 3 - 7 gün içinde etrafında bir kabuk bağlıyor. Bunu hafifçe yuvarlayarak masajlayıp içinin de yumuşamasını, kurumasını sağlıyorlar. Bu masajlama işlemi 3 - 5 güne bir, 3 - 5 hafta boyunca tekrarlanıyormuş. Sonunda yuvarlanamayacak kuruluğa geldiğinde buzlukta saklıyorlar. Buzlukta saklamalarının sebebi de bizim buraların gereğinden fazla sıcak olması diye düşünüyorum.
Çok çok emek sarfediliyor bu işlem için ama harika bir sonucu var. Mevsimi geçti denemek için, belki seneye?