Archive for Haziran, 2007

Çikolatalı Pavlova

Salı, Haziran 26th, 2007
Çikolatalı Pavlova

Kocaman çikolatalı bir beze ve üzerinde de kar beyazı krema ve meyveler. Bir yaz akşamı için çok hoşa giden bir tatlı. Kullandığım tarif, bir çok tarifini beğendiğim Nigella’dan. Üzerine kullanacağınız meyve ille de ahududu olmak zorunda değil, böğürtlen, çilek de eminim yakışacaktır.

Yaparken dikkat etmeniz gereken konular başarılı bir beze için genelde yazılan püf noktalarından farklı değil;

  • yumurtaların akını çırpacağınız kabın çok temiz olması lazım. Cam ya da çelik tercih edin
  • yumurtaların akını ayırırken sarılarının kesinlkle karışmamasına dikkat edin

Sonrasında da kar gibi köpürüp, o küpüklerin de inmeden kalabildiği bir hale gelene kadar, 5dk kadar çırpın. Elle çırpmaya kalkarsanız bayağı bir kol kası yaparsınız ya da kısa sürde çırpmaktan bezeceğiniz için bezeniz iyi olmaz, benden söylemesi.

Gerekenler

Beze yapımı için:

  • 6 yumurta akı
  • 300 gr ince çekilmiş şeker ya da pudra şekeri
  • 3 yemek kaşığı kakao
  • 50 gr parçalanmış çikolata
  • 1 yemek kaşığı balzamik ya da elma sirkesi

Üzeri için:

  • 500 ml krema (ya da bu kadar krema yapmak için gerekli krem şanti ve onu çırpmak için soğuk süt)
  • 500 gr ahududu
  • 2 - 3 yemek kaşığı çikolata kesiği (bunu atladım, dilerseniz koymayabilirsiniz)
  1. Fırını 180C ayarlayın, ısıtın. Bir metal fırın tepsisini pişirme kağıdı ile kaplayın, kağıdın üzerine 23cm çapında bir yuvarlak çizin.
  2. Yumurta aklarını, yukarıdaki püf noktalarına dikkat ederek kar gibi çırpın, şekeri yavaş yavaş ekleyin. Çırpıcınızı bir kenara alın, kakao, sirke ve çikolata parçacıklarını azar azar ekleyin ve her ekleyişte, bir spatula ya da kaşık yardımı ile alttan alarak karıştırın.
  3. Fırın tepsinizin üzerindeki yuvarlağa, kocaman bir yığın olarak dökün ve kenarlarını, üstünü istediğiniz gibi düzeltin.
  4. Sıcak fırına tepsiyi sürün ve kapağını kapatır kapatmaz ısıyı150C düşürün, 75dk kadar pişirin
  5. Fırını kapatın ama kapısını yarılayıp açın, yavaşça soğumasını sağlayın. (Bu işlem sönmesini engellemek için yapılıyor ama benimki gördüğünüz gibi çöktü. Üzerini krema ile kaplayınca bir şey belli olmadığı gibi tadından da bir şey kaybetmemişti)
  6. İyice soğuyunca servis yapana kadar bir kenarda bekletin
  7. Servis yapmadan hemen önce kremayı çırpın (ya da krem şantiyi hazırlayın) bezenin üzerine gezdirin, üstine meyveleri serpiştirin. Dilerseniz çikolata parçacıkları da koyabilirsiniz

Pavlova Diski kar gibi çırpılmış yumurta
pavlova3.jpg Pavlova

İncirli

Salı, Haziran 19th, 2007

İncirli

Sık sık alışveriş yaptığım bir dükkana, Trader Joe’s, son zamanlarda çokça Türk malı gelmeye başladı. Önce Türk nar suyu, kuru kayısı ve (Antep) fıstığı ile başladı sonra Türk fındığı gördüm. Özellikle kayısı çok hoş bir şekilde “Malatya Kayısısı” diye satılıyor. Bugünlerde de kuru “Smyrna” yani İzmir inciri bulunuyor. Kurutulmuş incir ve organikmiş. Aldım. Geçenlerde yine aynı dükkandan aldığım kuru incirin adı, Calimyrna, aklıma takıldı yine. Hep bakayım İnternete bu ad nerden geliyor, ne kadar da Symrna’ya benziyor diye düşünüyordum ama unutup duruyordum. Neyse, sonuçta aramayı yaptım ve şunları öğrendim:

Amerikaya ilk inciri İspanyadan misyonerler 1575′te getirmişler, daha sonra Kaliforniya’nin San Diego şehrine de aynı sebeple gelirken buraya da fideleri getirmişler ve böylece bu cins incirin adı “misyon inciri” kalmış. Bu incir döllenme gerekmeden meyve verebiliyormuş. Sarı lop ya da sarı incir denen, en kaliteli incir diye bilinen İzmir incirini Kaliforniya’da da yetiştirebilmek için fideler getirilmiş, ağaçlar dikilmiş ama bir türlü meyve vermiyorlarmış. Ürün alabilmek için, aynen misyon incirinde oldugu gibi, çok özel bir ortama gerek yok diye düşünüyorlarmış çünkü. Bu cins tutmadı diyerek tüm ağaçlar sökülmüş ve sonunda bir botanikçi bu cinsin döllenmesi gerektiğini bulup, bu iş için gerekli böcekleri de getirtmiş. Ağaçlar meyve vermeye başlayınca bu incir türü de “California” ve “Smyrna” kelimelerinden dolayı “Calimyrna” ismiyle anılmaya başlanmış.

Organik Turk İnciri   Calimyrna

Botanikçiklerin atladıkları konu incir ağacının erkeği ve dişisi olması mıydı bilemiyorum ama üretmeyi başarmışlar sonuçta ve çok da iyi üretim alıyorlar. Kaliforniyada bunca incir yetiştiği halde tazesi ucuz değil. Hatta bir ara Floridada yaşayan bir arkaşımla konuşurken Kaliforniya inciri yediklerini ve aldığı fiyatı söylemişti de buradan kat kat ucuz olması çok şaşırtmıştı.E, kaliteli kuru incir bulmuşken rahmetli teyzemin Maraş dondurmasından başka belki de en severek yediği tatlıyı, incirliyi de yapmalıydım. Annem geçen sene öğrendiğinde yazdırmıştı, ilk defa yapmak kısmet oldu. Meğer ne de kolaymış, bunca zaman yapmadığıma pişman oldum.

Bilmiyorum sizin yörenizde, evinizde de yapılır mı, öyleyse ne ad veriyorsunuz ama Mersin’de incirli deniyor bu tatlıya. Basit bir reçel olarak düşünebilirsiniz incirliyi, kurabiyelerin içinde (özellikle mamule çok yakışır), ekmeğin üzerinde sürüp yiyebileceğiniz gibi yemeklerden sonra tatlı istiyorsa canınız siz de atın ağzınıza bir çatalla!

  • 2kg kuru incir
  • 750 gr şeker
  • 750 ml su

Kuru incirleri çok ufak kesin. Şeker ve suyu bir çelik tencerede kaynatın, şerbet biraz koyulaşınca incirleri soğuk su dolu bir kaseye sokup çıkarın, yıkayın, tozundan arındırın böylece ve hemen şerbete ekleyin. Kısık ateşte tahta kaşıkla devamlı karıştırarak, arada ezerek yavaş yavaş pişirin. Suyunu çekince saklayacağınız kaba aktarın. Nenem hep plastik bir saklama kabı kullanırdı incirliye, ben de öyle yapıverdim. Çıkarması daha kolay oluyor böylece.

Buzdolabında saklarsanız bayağı bir dayanıyor.

Granola

Saturday, Haziran 16th, 2007
Granola

Türkçesini bulamadığım bir yiyecek de granola herhalde. Kolesterol düşürücü, sabahları yediğinizde uzunca süre tok tutar olarak bilinen yulafın ana malzeme olarak kullanıldığı granola son zamanlarda sıklıkla yaptığım, benim yoğurt, eşimin de süt ekleyerek yediği bir kahvaltılık.

Bir arkadaşım kendi yaptığını ikram edene kadar evde yapılacağını nedense hiç düşünmezdim . Tarifini sorduğumda genelde kullandığı tarifi verdi ama her yaptığında farklı eklemeler yaptığını, her seferinde de başarılı sonuçlar aldığını eklemişti. Benim yaptıklarım da öyle oldu bir zamandan sonra; her bir yapışımda evde tarife uyacak ne varsa ona göre ayarlama yapıyorum. Burada yazacağım, çok yararlandığım Better Homes and Gardens, New Cook Book’tan.

Bu çeşidi dediğim gibi yeniyor genelde ama bir de hiç birşey karıştırmadan, öylece yenen granola var ki onun tarifini de yakında vereceğim.

1 bardak: 250 ml

  • 2 bardak yulaf ezmesi
  • 1/2 bardak hindistan cevizi tozu (bunu genelde atlıyorum)
  • 1/2 bardak file badem ya da büyükçe kırılmış yer fıstığı
  • 1/2 bardak soyulmuş ay çiçeği çekirdeği (genelde keten tohumu kullanıyorum)
  • 1/4 bardak susam
  • 1/2 bardak bal
  • 1/3 bardak zeytinyağı (ceviz yağı kullandığımda çok iyi sonuçlar aldım)
  • Isteğe bağlı: Dilediğiniz kuru meyve ya da meyvelerden 1 bardak (kuru üzüm, hurma, kayısı…)

Meyveler dışındaki kuru malzemeleri bir kapta, diğer malzemeleri de ayrı bir yerde karıştırın. Sıvıları, kurulara ekleyin, iyice karıştırın. 40 x 25cm boyutunda bir fırın tepsisini yağlayın ya da silikonla kaplayın, çok kalın olmayacak şekilde yayın. 150C fırında 20 dk pişirin, karıştırın ve 10 - 15 dk daha pişirin.

Fırından çıkarır çıkarmaz kuru meyveleri ekleyin, bir başka soğuk fırın tepsisine ters çevirin, soğutun. Soğuyunca sıkıca kapatabildiğiniz bir kaba aktarın. Buzdolabı ya da daha uzun saklayabilmek için buzluğa kaldırın.

Granola