Archive for the 'Önceden Hazırlanabilenler' Category

Badem Ezmesi - sürmelik

Pazartesi, Şubat 18th, 2008

Badem Ezmesi - sürmelik

Geçen gün bir arkadaşım, 1.5 yaşındaki ikizlerine alerjileri olabilir korkusuyla yerfıstığı ve ezmesi yedirmeye çekindiğini söyledikten sonra hiç badem ezmesi deneyip denemediğimi sordu. Sık sık gittiğim bir dükkanda görmüş ama hiç alıp denememiştim. E, aklıma da koydu bir kere, gecenin bir yarısında çıkıp alamayacağıma göre biraz internet karıştırıp hemen yapıverdim. Tahminimden çok kolaydı ama bir kaç gün sonra arkadaşımın getirdiğinden de çok farklıydı yapısı. İki türlüsünü de sevdim ama sanki ev yapımını daha da sevdim; hem daha katı olduğundan hem de sadece badem ve zeytinyağı kullandığımdan. Yukarıdaki foto ev yapımı, aşağıdaki de satın alınan.

Kızarmış ekmek üzerine çok yakışıyor, hele reçel de sürerseniz! Bazen araya muz koyup öyle yediğimiz de oldu…

  • 2 bardak badem (çiğ, kabuklu)
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı (krema kıvamı elde etmek için daha fazla gerekir)
  1. Bademleri bir fırın tepsisine dizin, önceden ısıttığınız 400F (200C) fırında 20 - 25dk kadar kavurun. Her 7 - 8 dakikada bir karıştırmayı unutmayın
  2. Büyükçe bir mutfak bezinize çıkartın, biraz soğuyunca elinizle ovuşturup çıkan kabuklarını alın
  3. Bademleri ve zeytinyağını mutfak robotunuza alın, dilediğiniz kıvama gelene kadar ezin
  4. Cam kavanozda, buzdolabında saklayabilirsiniz

Badem Ezmesi - dükkandan

İncirli

Salı, Haziran 19th, 2007

İncirli

Sık sık alışveriş yaptığım bir dükkana, Trader Joe’s, son zamanlarda çokça Türk malı gelmeye başladı. Önce Türk nar suyu, kuru kayısı ve (Antep) fıstığı ile başladı sonra Türk fındığı gördüm. Özellikle kayısı çok hoş bir şekilde “Malatya Kayısısı” diye satılıyor. Bugünlerde de kuru “Smyrna” yani İzmir inciri bulunuyor. Kurutulmuş incir ve organikmiş. Aldım. Geçenlerde yine aynı dükkandan aldığım kuru incirin adı, Calimyrna, aklıma takıldı yine. Hep bakayım İnternete bu ad nerden geliyor, ne kadar da Symrna’ya benziyor diye düşünüyordum ama unutup duruyordum. Neyse, sonuçta aramayı yaptım ve şunları öğrendim:

Amerikaya ilk inciri İspanyadan misyonerler 1575′te getirmişler, daha sonra Kaliforniya’nin San Diego şehrine de aynı sebeple gelirken buraya da fideleri getirmişler ve böylece bu cins incirin adı “misyon inciri” kalmış. Bu incir döllenme gerekmeden meyve verebiliyormuş. Sarı lop ya da sarı incir denen, en kaliteli incir diye bilinen İzmir incirini Kaliforniya’da da yetiştirebilmek için fideler getirilmiş, ağaçlar dikilmiş ama bir türlü meyve vermiyorlarmış. Ürün alabilmek için, aynen misyon incirinde oldugu gibi, çok özel bir ortama gerek yok diye düşünüyorlarmış çünkü. Bu cins tutmadı diyerek tüm ağaçlar sökülmüş ve sonunda bir botanikçi bu cinsin döllenmesi gerektiğini bulup, bu iş için gerekli böcekleri de getirtmiş. Ağaçlar meyve vermeye başlayınca bu incir türü de “California” ve “Smyrna” kelimelerinden dolayı “Calimyrna” ismiyle anılmaya başlanmış.

Organik Turk İnciri   Calimyrna

Botanikçiklerin atladıkları konu incir ağacının erkeği ve dişisi olması mıydı bilemiyorum ama üretmeyi başarmışlar sonuçta ve çok da iyi üretim alıyorlar. Kaliforniyada bunca incir yetiştiği halde tazesi ucuz değil. Hatta bir ara Floridada yaşayan bir arkaşımla konuşurken Kaliforniya inciri yediklerini ve aldığı fiyatı söylemişti de buradan kat kat ucuz olması çok şaşırtmıştı.E, kaliteli kuru incir bulmuşken rahmetli teyzemin Maraş dondurmasından başka belki de en severek yediği tatlıyı, incirliyi de yapmalıydım. Annem geçen sene öğrendiğinde yazdırmıştı, ilk defa yapmak kısmet oldu. Meğer ne de kolaymış, bunca zaman yapmadığıma pişman oldum.

Bilmiyorum sizin yörenizde, evinizde de yapılır mı, öyleyse ne ad veriyorsunuz ama Mersin’de incirli deniyor bu tatlıya. Basit bir reçel olarak düşünebilirsiniz incirliyi, kurabiyelerin içinde (özellikle mamule çok yakışır), ekmeğin üzerinde sürüp yiyebileceğiniz gibi yemeklerden sonra tatlı istiyorsa canınız siz de atın ağzınıza bir çatalla!

  • 2kg kuru incir
  • 750 gr şeker
  • 750 ml su

Kuru incirleri çok ufak kesin. Şeker ve suyu bir çelik tencerede kaynatın, şerbet biraz koyulaşınca incirleri soğuk su dolu bir kaseye sokup çıkarın, yıkayın, tozundan arındırın böylece ve hemen şerbete ekleyin. Kısık ateşte tahta kaşıkla devamlı karıştırarak, arada ezerek yavaş yavaş pişirin. Suyunu çekince saklayacağınız kaba aktarın. Nenem hep plastik bir saklama kabı kullanırdı incirliye, ben de öyle yapıverdim. Çıkarması daha kolay oluyor böylece.

Buzdolabında saklarsanız bayağı bir dayanıyor.

Yeşil Süs Biberi Sosu

Perşembe, Kasım 16th, 2006
Yeşil Süs Biberi Sosu

Acı yeşil biberlerle yapılması gerekiyordu ama bahçeden topladığım acı kırmızı, yeşil, sarı ne renk biber varsa hepsini koyuverdim içine. Tadına bakınca da “biraz daha domates eklese miydim acaba?!” demeden edemedim. Kebapçılardaki ezmeyi hatırlatıyor. Acı seviyorsanız tam size göre bir sos bu. Çok acı sevmiyorsanız biraz daha domates ya da acı olmayan biberler ekleyiverin derim. Annemin “bu sosu da yap, seveceksindir” dediği, Ankara’daki bir akrabamızdan aldığı tariflerden biri.

Gerekenler:

  • 1kg yeşil süs biberi
  • 1kg kırmızı Bursa domatesi (Amerikada Roma tomato)
  • 1 çay bardaği sirke
  • 1 büyük demet maydanoz
  • bir çay bardağını dolduracak kadar sarımsak tanesi
  • biraz tuz

Malzemelerin tamamını mutfak robotunda çekin, kaynar suyla sterilize ettiğiniz kavanozlara boşaltın, üzerlerine de zeytinyağı ekleyin. Buzdolabında bekletin. Bir hafta, 10 gün beklettikten sonra “yanında acılı bir sos olsa iyi giderdi” dediğiniz yemeklerinizle ikram edin.