Archive for the 'Reçel' Category

Turunç Reçeli

Saturday, Ocak 14th, 2006
Turunc Receli

Turunç reçeli çocukluğumdan hatırladığım, yapımına yardım ettiğimiz tatlardan biri. Hatırlıyorum, evin salonunda büyükçe bir tezgah kurulur, yuvarlanan turunç kabukları ipe dizilir ve bir sonraki aşamaya hazırlanırdı.

Bu reçelin kahvaltıdaki yeri malum, bir de öğledensonra oturmasına gelen misafirlere sunardık; bir tepsi içinde misafir sayısı kadar su dolu bardak, bir o kadar da çatal ve bir kAse içinde ince dilimlenmiş turunç reçeli. Sırayla dolaştırılır, herkes bir parça reçel ve su bardağını alır. Reçelini bitirince de çatalı bardağın içinde bırakırdı.

Kasım ayında Mersin’in caddelerinde ekili turunç ağaçlarında o kadar çok meyve vardı ki! Turuncu turuncu, parlak yeşil yapraklara tezat. O ağaçlar ben küçükken ekildi, uzun zamandır da meyve veriyorlar. Yemesi pek hoş olmayan, ekşi ve buruk bir tadı olduğundan üzerine kimse çıkıp da meyvesini toplamaya çalışmıyor, dolayısıyla da ağaca zarar vermiyor. Portakal gibi yenmese de bir çok yemeğe kullanılabilir turunç suyu; tavuk marinesi, limon olmadığında salataya sıkmak aklıma şu anda gelen bir kaçı.

Biliyorsunuz turunçgiller (narenciye) Mersin’imizin vazgeçilmezi. Ben ve ailem için turunçgillerin bambaşka bir yeri var. Annemin de benim de doğduğumuz, büyüdüğüm, halA anne & babamın oturduğu evimizin bahçesindeki limon, portakal ve greyfrut ağaçlarının çiçek açma dönemindeki güzel kokularıyla baharı yakalayıp daha sonra da o güzelim meyveleri yiyerek, sularını içerek büyüdüm. Dedem (annemin babası) bahçeciymiş ve narenciye bahçeleri varmış. Tanıyamadım rahmetli dedemi de, onun babası Kadı Hasan Tahsin Merzeci’yi de. Büyük dede o zamanlar Mersin’de sadece “gayri-müslim” vatandaşlarımızın sahip olduğu narenciye bahçelerine merak salmış, Hayfa ve Lazkiye’den getirttiği turunç çitillerini dikerek bahçelerini başlatmış. Gerisini siz de biliyorsunuz; Çukurovanın belirli bir bölümünün geçimini sağladığı yaz kış yeşil, bazen çicekli bazen renkli meyveli narenciye bahçeleri! Şimdi demiyorum ki Kadı baba olmasa Mersin’de narenciye yetişmeyecekti ama onun rolünu unutmamak gerek.

Cekirdekten LimonBir çok kişinin tahminin aksine turunçgillerin anavatanı Çin. Acı, yenmeye pek uygun olmayan tadı olan turunç çitilinin diğer narenciye çeşitlerini uretmek için gerekli ama yeterli olmadığını belirtmek istiyorum. Turunçgiller dememişler boşuboşuna; herşeyin başı turunç. Belirli bir yaşa gelen turunç fidesini limon ile aşılarsanız limon, greyfurt ile aşılarsanız greyfurt, portakal ile aşılarsanız… Hatta bir ağacın dallarını farklı narenciye türleri ile aşılamak, “kokteyl ağaç” elde etmek de mümkün. Şimdi ben böyle diyorum ama hiç bu aşılama işini yaptım mı? Hayır! Ama ne yaptım dersiniz? Süreci, sıktığım limonun çekirdeklerini atmayarak mutfaktaki saksılardan birine gömerek başlattım. Sonuç mu? Neredeyse her ektiğim çekirdek baş gösterdi, filizlendi. Parlak, yemyeşil, parmaklarınızla hafifçe ovuşturduğunuzda elinize güzel kokusu geçen ufak birer narenciye çitili oldular. Yaklaşık 1 yıl oluyor, şimdilerde 20cm boyundalar. Daha da büyüsünler, onlar üzerinde aşılama işini denemek istiyorum. Çocukken hep görürdüm bahçedeki yeni ağaçlara aşılama yapıldığında ama elbette bu ana kadar ben hiç yapmadım.

Bir de bu isim kargaşası neden? Bazısı narenciye bazısı turunçgiller der. İkisi de belli ki Türkçe değil. Çocukken meraklıydım etimolojiye, bu konu hakkında da sayfa karıştırdığımı hatırlıyorum. Kısaca “narenciye” ismine bakalım öncelikle: nagrungo (Sanskrit) -> naranja (İspanyolca) -> arancia (İtalyanca) ve aynı zamanda Latinceye de aurabtium olarak geçmiş -> arangi (Fransızcanın da dahil olduğu Romans dilleri) ve sonunda da “orange.” Türkçeye de Farsça “narenç” kelimesine Arapça “iyye” eki getirilerek kazandırılmış. Turunçgiller ise yine Farsça “turunç“tan geçmiş.

Bunca laftan sonra turunç reçelimizin tarifine gelelim. Turunç bulamayanlar, kabuğu kalın greyfurt ya da portakala rastladığında aynı işlemi yaparak yine benzeri bir reçel elde edebilirler.

Gerekenler:

  1. 10 turunç
  2. 1 kg şeker
  3. 1 çay kaşığı limon tuzu (ya da 1/2 limon suyu)

Yapımı:

  1. Turuncu, rendenin ince tarafından rendeleyin
  2. Üst ve alt kısmını keserek, kabuklarını dilimleyin (8 parça filan olur)
  3. Bu kabuk dilimlerini kaynayan suya atın ve yumuşayıncaya kadar kaynatın
  4. Çıkartıp soğuk suya aktarın ve 3 - 4 gün boyunce, günde iki defa suyu değiştirin ki acı suyu çıksın
  5. Kabukları kendi etrafında sararak spiral şekil verin (fotoğraftaki gibi) ve yorgan iğnesi geçirilmiş kalınca bir ipe dizin, büyükçe bir tencereye dizin
  6. 1 kg kadar şeker ve üzerini örtecek kadar su ekleyin ve pişirin. Koyu bir şurup olduğunda limon tuzunu da ekleyip ateşten alın
  7. Soğuyunca ipten çıkartın, kavanozlara dağıtın, üzerine şurubu gezdirin

Afiyet olsun!

Böğürtlen Reçeli

Friday, Temmuz 22nd, 2005


Blackberry Jam
Yakında, pek yakında ;) Sonunda yazıyorum:

Böğürtlen vakti geldi yine! Son 5 senedir olduğu gibi bu sene de yıllık reçel ihtiyacımızı fazlasıyla karşılayacak kadar böğürtlen reçeli yaptık. Geçen sene de yaptığımızın yarısını dağıtmıştık, ona rağmen halA bir kaç kavanoz duruyor.

Bir nehrin civarında yaşamanın böyle iyilikleri de var işte. Her yerde böğürten var. Hatırlıyorum da, buraya ilk taşındığımda hangi mahallede otursam ki diye dolanıp dururken böğürtlenlere denk gelmiş, *biraz* toplamıştım. O gece kaldığım otel odasında reçel yaptım (ufak bir mutfağı olan bir oteldi.) Ondan sonra da her sene aynı şeyi yapmaya devam ettim; kendi mutfağımızın rahatlığında!

Bu bögürtlen toplama işindeki tek zorluk o sıcakta bir de uzun kollu bir şeylerle kot gibi kalın bir pantalon giymek. Parmaklarınızın kararmasını istemiyorsanız bir de eldiven öneririm. Tabii sizler bizim topladığımız kadar toplamayabilirsiniz, o zaman elde leke yapmaz ya da daha çabuk geçer kesin. Böğürtlen aynen yılanlar gibi sulak yeri sever. Dikkatli olmakta fayda var. Çocukluğunuzdan beri duyduğunuz şeyleri tekrarladım ama ben söyleyeyim de…

Eğer reçelinizde çekirdekleri olsun istemiyorsanız bu tarifi denerken biraz pişirdikten sonra tel süzgeçten geçirip tekrar kaynatmaya devam edin. Böyle yapınca özellikle sabahları pancake yapıyorsanız akçaağaç şurubu ya da pekmez yerine de çok güzel bir alternatif oluyor.

Sizlere bizim yaptığımız miktarlarda vermeyecegim tarifi; yoksa sizin de elinizde 22 tane 500mllik kavanoz reçeliniz olur!

Kullanılanlar:

  1. 1.5 kg böğürtlen
  2. 1 kg şeker (miktarını elinizdeki bögürtlenin tadına göre ayarlayabilirsiniz)
  3. 3 yemek kaşığı limon suyu

Yapılışı:

  1. Böğürtlenleri temizleyip yıkayın. Reçeli pişireceğiniz tencereye koyun (çelik ya da benzeri bir tencere kullanın) ve üzerine şekeri ilave edin. En az 6 saat böyle bekletin — bu işlemi çabuklaştırmak için 30 - 45 dk aralıklı olarak karıştırabilirsiniz. Tencerenin kenarlarından böğürtlen suyu gördüğünüzde bir sonraki aşamaya geçebilirsiniz
  2. Reçeli yaklasık 20dk kaynatın, limon suyunu ekleyin ve 15dk daha kaynatın
  3. Eğer güneşli bir ortamdaysanız güneşte, istediğiniz yoğunluğu kazanana kadar pişirmeye/bekletmeye devam edin
  4. Suda kaynatılarak sterilize edilmiş kavanozlara paylaştırıp kavanozları tekrar kaynar suya koyup 3 - 4 dk daha kaynatın.
  5. Kaynar sudan alıp soğuması için bir mutfak telinin veya iki kat yapılmış havlunun üzerine aktarıp soğutun

Yakında bir de bögürtlen, ahududu, yaban mersini ile bir reçel yapmayı düşünüyorum. Onun için de aynı şeyleri yapacağım ama eminim ki tadı bambaşka olacak.

Afiyet olsun.

Kayisi Receli

Salı, Mayıs 3rd, 2005



TUrkiyemizin kayisilarini Amerikan marketlerinde de bulmak mumkun, ama kurutulmuslarini. Ne de olsa dunya capinda uretilen kayisilarin %20’si bizim memleketten. Her ne kadar bulundugum Kaliforniya’da da yetisse, almam gerektiginde kesinlikle Turk malini aliyorum. Boylece kendimi avutuyorum herhalde.

Bu recelin ana malzemesi kayisilarI da en son TUrkiye’ye gittigimde annem vermisti. Recel yapmak uzere kuru kayisilari keserek 4′e ayirmaya basladim. Bir sure sonra “bu kadar yeter herhalde” dedigimde tarttim, tam 400gr geldi. Buyukce bir kAseye koyup Uzerlerini kapatacak kadar su koydum. Yaklasik 1 - 2 saat sonra sismislerdi ve biraz daha su eklemem gerekti. Bir vakitten sonra sismiyorlar daha fazla ve receli yapacagim tencereye bir suzgec oturttum, kayisilari onun uzerine doktum. Sonra da bu suyunu suzdugum kayisilari tarttigimda 800gr geldiler. Demek ki, sizler taze kayisidan yapacaksaniz bu tarifi toplam 800 gr diye dusunebilirsiniz — cekirdeksiz halleri!

Ben kurularindan yaptigim icin tarifin devamini da oyle anlatacagim.

Gerekenler:

  1. 400gr kuru kayisi
  2. 800gr seker
  3. 2 cay kasigi limon tuzu ya da yari limonun suyu

Yapilisi:

  1. Kayisilari dorde ya da altiya bolun
  2. Buyukce bir kAseye kayisilari ve uzerlerini ortecek kadar da su ilave edin. Bir kac saat sonra kayisilar suyu cekmis olabilir, cok olmamak sartiyla yine su ekleyin. Bu suyu da kullanacagimiz icin cok eklememenizi tavsiye ederim. Toplam en az 4 saat beklettim. Isterseniz tum gece de bekleyebilir


  3. Receli pisireceginiz tencereye kayisilari (siserken kullandiginiz suyuyla, bende 1 bardak kadardi bu su) ve uzerine de sekeri dokun. Cok az karistirarak sekeri dagitin. Yarim saat kadar da oyle bekletin
  4. Hafif harli atesin uzerinde receli pisirmeye baslayin. Arada bir karistirin ve dilerseniz kopuklerini de bir delikli kepce yardimiyla bir kAseye ayirin
  5. Kaynadiktan 20 dk sonra limon suyu (ya da tuzunu) ekleyin ve 20dk kadar daha kaynatin
  6. Acik renkli recellerin rengini korumalari icin uzun kaynatmak pek akilkAri degil (cunku karartabilirsiniz) ama kivamini tutturmanin bir baska yolu var; guneste pisirmek.
  7. Receli bir firin tepsisine dokun (ben cam olanlari tercih ediyorum her zaman) ve uzerine tulbent gecirin ki ari, sinek gibi ucanlardan ve tozlardan korusun. Eger karinca problemi olabilecekse (ki bundan dogal bir sey yok!) bir de su havuzuna oturtmayi unutmayin. Bunu bir cok sekilde yapabilirsiniz ama ben genelde kullandigim firin tepsisinden daha buyukce bir tepsiye su koyuyorum, icine de iki ya da uc ufak kAseyi ters cevirip oturtuyorum. Boylece iki ya da uc adacik elde etmis oluyorum. Sonra da recelli tepsini bu adalarin uzerine oturtuyorum.
    Tepsinizi gunesli bir yere koyun ve gunesin, havanin sicakligina gore saatte ya da iki saatte bir uzerinin kabuk kabuk oldugunu gorursunuz, bunlari karistirin ve uzerini yine kapatip istediginiz kivama gelene kadar bekletin


  8. Sterilize ettiginiz kavanozlariniza paylastirin

Ve afiyetle yiyeceginiz gunler sizinle olsun!