Archive for the 'Öylesine' Category

Doğru da yazalım

Pazar, Mart 18th, 2007

Geçen gün yeni bir etkinlikten bahsetmiştim. Daha çok yeni olan, anlamlı bir etkinlikten. Türkçemizi doğru yazalım, doğru konuşalım ve koruyalım etkinliği. Bu etkinliğe benim de ilk katkım bu yazıyla olacak. Siz de katkıda bulunmak isterseniz dilyarasi yahoo grubumuza katılabilirsiniz.

Baştan söyleyeyim bu konuda da diğer hiç bir konuda olmadığım gibi uzman değilim. Öncelikle benim için Türkçe imla kurallarının evresinden kısaca bahsedeyim: üniversitede matematik okudum, kullanılan dil İngilizceydi. Orada, Türkçeye çok hakim bir profesörüm oldu ve kendisine yazdığım epostalara cevaben “sana hiç yakışmayacak hatalar yapıyorsun” derdi. Benim de her zaman için “biliyorum da uygulamaya üşeniyorum”, “aaa, ne hatası, farketmemişim bile”, “aceleden yazıyorum, hiç vaktim olmuyor ki bunlara dikkat etmeye” ve benzeri hazır cevaplarım vardı. O hataların bir çoğu da bugün sadece birinden bahsedeceğim imla hatalarımdı. Üniversiteden mezun olalı yaklaşık 14 sene oluyor. İlk ve ortaokulda öğrenmiş olmam gereken bu basit imla kurallarını, yaklaşık 10 sene önce çok değer verdiğim bir dost sayesinde tekrar hatırladım ve bu sefer içime işledi. Öyle ki artık okuduğum yazılarda bu hatalar yapılıyorsa çok rahatsız ediyor, yazının sonunu getirmekte zorlanıyorum, çoğu zaman da bitirmiyorum zaten. Ben de o profesörum ve bahsettiğim dostum gibi yakın bulduğum kişileri uyarır oldum. Kimileri aynen benim gibi hazır cevap verip yanlışlara devam ediyorlar kimileri düzeltmeye başladılar bile. Sizden ricam, bu yazıyı ukalalık olarak algılamadan okumanız ve sorularınız, sizin de ekleyecekleriniz olursa her zamanki gibi yorum bölümüne yazmanız olacaktır.

Nedir bugün hakkında yazacağımız imla kuralı? Nasıl öğrenmiştik zamanında, onu hatırlayalım öncelikle: “dahi anlamındaki `de’ (da) ayrı yazılır.” Buradaki “dahi”, “ilaveten/ek olarak” anlamında. Nedir bu “dahi anlamindaki `de’” Bir kaç örneğe bakalım:

  • “Onu da istiyorum bunu da.”
  • “Ben de gördüm Ayşe de.”
  • “Gelirken oraya da uğrayıp Uğur’a da bir dergi alır mısın?”

Peki, ayrı yazmasak ne olur?

Kısaca: yanlış olur. Anlam kargaşası olur. Okuyanlar dediklerinizi anlayana kadar ufak da olsa zorluk çekerler.

“Evde oda var” diyen bir kişi “evin içinde (bir) oda var” mı demek istiyor acaba? Yoksa bir yanlışlık yapılmış ve “evde o (Yavuz) da var” mi demek istiyor? Elbette bu cümlenin de içinde bulunduğu yazının bütünlüğünden bu iki anlamdan sadece birinin yazılmak istendiği ortaya çıkacaktır ama doğrusunu yazınca okuyucuyu bu gibi ufak sıkıntılara sokmadan anlatmak mümkünken neden uğraştıralım?

Bir başka örneğe bakalım: “yemekte istedim” diyen bir kişi

  • “(Onu çok beğendim ve) yemekteyken isteyiverdim” mi yoksa
  • “(dalındaki şeftaliler çok güzel kokuyorlardı, birini koparıp çantama atıverdim. Onu) yemek de istedim (ama yıkamadan yemek olmaz diye beklemek zorundaydım)” mi demek isteniyor?

Şu üç kelimelik cümleden nasıl da iki farkli anlam çıkıyor, görüyorsunuz değil mi? Peki neden bu hatayı yapıyoruz?

Eminim herkesin kendine göre bir çok sebebi vardır ama bence en önemlisi konuşurken de kullandığımız “de/da” bağlaçları birden bire, ses benzeşmesi ve uyumuyla “te/ta” sesleri ile çıkıveriyor ağzımızdan. Düşüncelerimizi yazıya aktarırken de bir çok kere ayrı bir “de” yerine bazen bitişik “de/da” bazen de “te/ta” yazıldığını görüyoruz.

Bazen bu konuda bilinçlendik derken birden bire bambaşka bir hata yapıyorken bulabiliriz kendimizi; bu sefer de her “de” yazışımızda şüpheye düşüyor olabilirsiniz. Ayrı mıydı yoksa birleşik mi yazılacak? “Şüpheye ne gerek, her /de/ ekini ayrı yaz işte” diyeceksiniz ama kazın ayağı öyle değil.

Her`de’yi ayrı yazma!

Öncelikle bazı kelimelerin son hecesi olan “de”ler var ki onlara, ek olmadıkları için dokunmamak lazım. “Belde”, “dede”, “ajanda” gibi. Bunun sebebini açıklamaya gerek yok.

Diğer, öncesindeki kelimeden ayrı yazılmaması gereken “de” için yine eskiden öğrendiklerimize başvuralım; ismin 5 hali vardı: yalın, e-hali, i-hali, de-hali ve den-hali. İsmin “de-hali” eklendiği nesnede “bulunmayı” anlatıyor. Yani “bendeki yürek” dediğinizde “bende bulunan yürek” de diyebilirsiniz ama “bulunan” yazmaya gerek bile yokken anlatabiliyoruz istediğimizi. Bu “de” ile bağlaç olan “de” aynı degildir ve uygulandığı kelime ile birleşik yazılırlar.

Buraya kadar yazdıklarımızı hepimiz biliyorduk, zamanında okulda öğrendik. Peki, bir şekilde unuttuk, simdi tekrar hatırlamak, hatalı yazımdan kurtulmak istiyoruz. İnsanın aklına hemen şu soru geliyor değil mi?

Nasıl bileceğim hangisi ayrı hangisi değil?

İşte bir kere bu bağlaçların ayrı yazılmasına dikkat etmeye başladığınız gün her “de” yazışınızda içinize bir sıkıntı basabiliyor, acaba hangisiydi diyorsunuz; “bağlaç de” mi, “ismin de-hali” mi yoksa bu kelimede zaten bir “de” var mıydı?

Aslında bunun cevabı yukarıda yazılı. Kelimenin son hecesi “de” veya “da” değilse iki seçenek kalıyor, ya bağlaç olacak (ve ayrı yazılacak) ya da kelimenin de-halidir (ve kelimeyle birlikte yazılacak). Yazmadan önce düşünün, cümlenizde kullanacağınız “de”den hemen sonra “bulunan” ifadesini eklediğinizde yazmak istediğinizin anlamı bozuluyor mu? Yoksa demek istediğiniz pekişmiş mi oluyor? Eğer ki cevabınız “pekiştirdi” yönündeyse demek ki yazmak istediğiniz ismin de-hali.

Çantada keklik –> “çantada bulunan keklik” anlamında yani ayrı yazılmayacak
Bahçedeki çiçekler –> “bahçede bulunan çiçekler” anlamında yani ayrı yazılmayacak
Gidip de dönmemek, dönüp de bulmamak var –> “gidip bulup dönmemek, donup bulup bulmamak var” anlamsız bir cümle oldu demek ki ayrı yazmakla iyi ettik
Çalış senin de olur –> “çalış senin dahi olur” mu yoksa “çalış senin bulunan olur” mu? Ne dersiniz?

Nasıl? Farklarını görmek zor değil aslında değil mi?

Bu bağlacın yazımında çokça rastladığımız bir başka hata da özel isimler kullanılırken “de” bağlacını yazmak için ayraç kullanmak. Özel isim olsun olmasın, eğer kullanılacak “de” ismin de-halini belirtmiyorsa ayrı yazılır arkadaşlar. Yani “Zeynep’te vardı” demek “O ortamda Zeynep bulunuyordu” anlamına gelmiyor, “O aletten Zeynep’in vardı” anlamına geliyor.

Bir başka bağlacımız da “ya da” ve nedense bu bağlacımızın “yada” şeklinde yazıldığını görüyoruz çoğu zaman. Burada da “da” eki ayrı yazılmalı halbuki. Aman dikkat!

Eğer sizler de okuduklarınıza, yazdıklarınıza dikkatli gözle bakarsanız belki bu hataları görürsünüz. Ne yazık ki gazetelerde rastlamak mümkün. Uyarabilecek kadar yakın hissettiğiniz dostlarınız eminim ki size minnetkar kalacakladır.

Hakkımda 5…

Çarşamba, Mart 14th, 2007

Yazılarımda, verdiğim tariflerde beni az çok tanıyorsunuz artık ama madem Hande sormuş, hakkımda çok bilinmedik, rastgele 5 tane şeyi yazıvereyim…

  1. Geri dönüşüm çılgınlığım var; ne bir pet şişe, bir parça kağıt ne de bir maydanozun sapını çöpe atabiliyorum! Atanların da canından bezdirecek yorumlar yapabiliyorum.
  2. Üniversite yıllarında dokunmak bile istemediğim bilgisayarların önünde, programlama yaparak hayatımı kazanıyorum. Şaka maka seviyorum da işimi
  3. Çocukken yemek yemeği hiç sevmez, zaman kaybı olarak görürdüm. Bir hap bulsalar da onları atıştırsak, bu dertten kurtulsak derdim. Bir de bakın şu halime!
  4. Ne yazık ki el becerim örgüden ileri gitmez onda da atkı, başlık, bebek ceketi gibi ufak şeylerden ileri zor giderim. Doğrusu bu ya 5 şişle eldiven bile işlemiştim ama hiç hatırlamıyorum detaylarını. Geçen sene annemden, kazak, süeter için kol kesiminin nasıl yapılacağını öğrendim güya. Sorun da anlatamayayım!
  5. Yakında yolun yarısına varacağım…

Bir de haddim olmayarak rica ediyorum bu ebe sobe işlerine mimlenme demeyelim. Dilimize yanlış yerleşen bir kelime daha çıktı bu internet günlükleri sayesinde. Herşey zamanında ortalıkta dolaşan bir “Kitchen Meme” ile başladı. Aynı şekilde telafuz ediliyor ama anlam konusunda pek alakaları yok.

Biraz Ara…

Salı, Şubat 20th, 2007

Arkadaşlar, uzun zamandır siteye yazamıyorum ve bu hal bir 10 gün kadar daha devam edecek gibi duruyor.  Kısaca bir haber vereyim dedim… ;)