Archive for the 'Kış' Category

Aralık Sonu, Çiçekler…

Monday, December 25th, 2006
Yılbaşı Çiçeği

Evimizdeki yışbaşı çiçeğimiz özenle yılın bu vaktini bekliyor, sonra da durmaksızın çiçek açıyor bir 15 gün kadar. Bu bitkinin sadece 5cm kadar bir boğumunu 6 sene önce bir arkadaşımdan aldığım düşünülürse her sene ne kadar büyüdüğünü tahmin edersiniz, bundan sonra daha da çok büyümez ama.

poinsettia

Komşularımızdan birinden gelen, Poinseitta. Yine yılbaşı, Noel zamanı kıpkırmızı açan bu bitkinin sarı çiçeklisi de var ama tercih harika kırmızı renginde. Genelde bu dönemde alınıp sonra da yapraklarını dökünce atılan bu bitkiyi yaşatmak isterseniz, bir daha kırmızı çiçek açmasını sağlamak için biraz sabır gerekiyor. Dinlenmeye ihtiyacı var diyor uzmanlar, bunun için de yapraklarını kaybedince sıcaklık 15 – 17 C arasında değişecek, karanlık bir ortamda, sadece sulayarak kışı geçirmesini sağlayın. Baharda, ev dışında sıcaklıklar 17 – 20 dereceye gelince toprağını değiştirip biraz büyük bir saksıya koyup Noel vaktini bekleyin. Son zamanlarında da günde 12 saat karanlık bir ortamda bulunması gerekiyor. Yani onun da gözlerini kapayıp uyumasını sağlamalısınız. Uğraşılarınız sonucu bu güzelim tropik bitki size kıpkırmızı çiçekler verebilir yine.

Kardan Adamlı Hediye Çantası

Bu da Noel vakti bir komşumuzdan gelen kurabiyelerin bulunduğu bir çanta. Benim el becerim pek yoktur ama uğraşmak isteyenlere fikir olsun diye ekliyorum.

Baharatlı Elma Çayı

Monday, December 18th, 2006
Elma Cayi

Elma püresi yaparken koçanları atmamış, buzluğa kaldırmıştım. Aklımda elma çayı yapmak vardı. Geçen sene annemin yaptığı ıhlamurlu elma çayının tadı hala damağımda; ıhlamur kaynatırken o da soyulmuş elmaların koçanlarını, kabuklarını eklemişti. Ben de son 15 – 20 gündür taktım, akşamları bu iç ısıtan çayı yapıyorum. Hele biraz da ateşli, keyifsizseniz tahmin ediyorum ki içinizi ısıtan bu çayı seveceksinizdir. İçinde alışageldiğiniz çay da olsun diyorsanız, Sibel‘in yayınladığı baharatlı çay tarifine de bakın, onu da deneyin derim.

Jaggery

Çay içerken şeker eklemeyi bir süredir bıraktım ama bu çaya nedense bir tatlandırıcı eklemek istiyorum. Bal ya da pekmez olabileceği gibi almaya imkanınız varsa jaggery de eklemenizi tavsiye ederim. İndira‘dan öğrendiğim Hint asıllı, şeker kamışından elde edilen rafine edilmemiş jaggery tam da bu gibi içecekler için ideal bence. Çoğunlukla büyük bir koni şeklinde satılan jaggery‘i ufak parçalar halinde bulmak da mümkün ve benim tercihim o yönde. Taş kadar sert olmasa da gayet sert bir yapısı var, herseferinde onu kırmaya çalışırken mutfağı da temizleme zorunluluğum çıkmasın istiyorum.

(iki kişilik)

  • 10 – 12 elma koçanı (çekirdekleri ile birlikte)
  • 8 – 10 karabiber tanesi
  • 5 cm boyunda kabuk tarçın
  • 8 – 10 karanfil
  • 3 – 5cm boyunda taze zencefil (ya da 1.5 – 2 cm kadar kuru zencefil)
  • 3 – 5 kakule tanesi
  • 750 ml su

Servis yaparken eklenmek uzere:

  • 1 tatlı kaşığı bal

Karabiber, karanfil ve kakule tanelerini havanda biraz dövün, diğer malzemelere ekleyip çok hafif ateşte uzunca süre (30 dk kadar) kaynatın. Bulabilme imkanınız varsa 3cm boyunda bir de jaggery ekleyin kaynatırken, rengini de tadını da çok etkiliyor. İnce bir süzekten ya da bir kaç kat bezden geçirip bal ya da pekmezle tatlandırıp çay bardaklarıyla servis yapın.

Fotoğrafta öndeki bardakta jaggery eklenmiş, arkadaki ise sade baharatlı elma çayı.

Mercimek Çorbası

Wednesday, October 25th, 2006
Mercimek Çorbası

Bence yapımı en kolay ve en besleyici çorbalardan biridir mercimek çorbası. Bu çorbayı geçenlerde bizi evinde ağarlayan bir arkadaşa giderken ve belki de ilk defa ölçerek yaptım. Eminim ki sizlerin de bildiği bir yöntem vardır ve farklı bir şekilde hazırlıyorsanız bir kere de bizim usul; tereyağda biber salçasını biraz pişirdikten sonra, pişmiş sebzeleri üzerine eklemeyi deneyin. Aynen tarhana çorbası pişirir gibi. Tadı bambaşka oluyor öyle.

Eskiden kalburdan geçirilerek inceltilen bu çorbayı artık blenderdan geçiriyoruz. Hele ki tencerenize daldırabildiğiniz el blenderınız varsa işiniz daha da kolay.

Bazen bu çorbanın sebzeli karışımını çok yapıp bir kısmını, suyla inceltmeden buzluğa atarım. Kullanacağım günden bir önceki gün buzdolabına aktarınca akşama sadece salçalı tereyağda pişirmesi ve ısıtması kalır.

Gerekenler:

(4 – 5 kişilik)

  • 300 gr havuç (3 – 4 orta boy)
  • 300 gr soğan (2 orta boy)
  • 400 gr patates (2 orta boy)
  • 1 bardak kırmızı mercimek
  • tuz, dilerseniz kimyon
  • 2 yemek kaşığı tereyağ
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası

Servis için tereyağda çevirdiğiniz ekmek parçaları ve limon dilimleri

Yapımı:

  1. Havuç, patates ve soğanı soyduktan sonra 4 – 5 parçaya bölün, mercimeklerle birlikte büyükçe bir tencerenize koyun. Eğer düdüklü tencerede yapıyorsanız (ki tavsiye ederim, pişme süresi 20dk kadar) 4 – 5 bardak, herhangi bir tencerede yapacaksanız da daha çok su ekleyin. Biraz tuz ve dilerseniz kimyon ekleyin ve sebzeler yumuşayıncaya kadar pişirin. Düdüklü tencerede düdüğü indirdikten sonra 10dk pişirmeniz yeterli.
  2. Eğer el blenderınız yoksa bu karışımı, gerekiyorsa biraz su ilavesi yaparak blenderdan geçirin ve bir kAseye alın. El blenderınız varsa doğrudan bir kaseye aktarın ve kıvamlı bir karışım olmuşsa, bir çaydanlıkta su kaynatın.
  3. Tencerenizi dilerseniz yıkayın ki tereyağı pişerken, dibinde kalanlar yanmasın. Tereyağ ve salçayı ekleyip tereyağ eridikten sonra 2 – 3dk kadar salçayı pişirin. Blenderdan geçirdiğiniz, ya da kasede bekleyen sebze karışımınızı tereyağlı salçaya ekleyin. Gerekiyorsa kaynar su da ekledikten sonra el blenderınızla pütürler gidene kadar çırpın. Bir taşım kaynatın ve çorbanız servise hazırdır.